Bizim Heval – Tufan Pir Keleş yazdı

 

 

Bir saz kadar mutlu
Ve hüzünlü başlıyoruz bütün günlere
Ve bir türkü kadar sıcak
Biliyoruz ki dağların göğsünü saracak
Ve yerinden oynatacak olan şafak
Onuru ışık diliyle
Karanlıkta koruyanlarla başlayacak

Adnan Yücel

Heval kelimesi Kürtçede arkadaş, yoldaş anlamına gelir. PKK gerillalarının birbirlerine hitap şeklidir. Devrimci savaş alanlarında bir konuşmaya başlamak için evrenselleşmiş bir kelimedir; heval. Heval bizde ise “Bizim Heval” yani “Yoldaş Heval” den başkası değildir.

Heval Yeşilgöz, Dersimli bir ailenin Dersimli gerillası olarak hevallerinin yanında Dersim Avaşîn Xayri olarak doğduğu topraklarda yoldaşlarının omzunda ölümsüzlüğe uğurlandı. PKK gerillası olarak ölümsüzleşen Heval Yeşilgöz, “Bizim Heval” olarak toprağa ekildi. Birleşik devrim mücadelesinin habersiz tohumu oldu; yeşerdiği, boy attığı günleri Heval Atakan’la, Mehmet Ali Kasırga ile gördü.

Heval Yeşilgöz’ü kendimizden ayrı tutmadık, tutamazdık da… O kendi devrimci atılımını, yüzünü kendi doğduğu, büyüdüğü topraklara dönerek, Berfo Analara verdiği sözü unutmayarak hareket etti ve gerçekleştirdi. Ancak o hareket duygusunu, ruhunu bizimle lise sıralarında, emek mücadelesinde, kadınların kurtuluş kavgasında, kendi halkının çektiği zulme karşı direnişte vererek kazandı. O devrimci liseli oldu, sosyalist bir neferdi, gökyüzünü fethe çıkmaya aday bir komünardı; o ne görev üzerine düşüyorsa ne görev veriliyorsa ona endişeye düşmeden, kararsızlık yaşamadan talip oldu. Görev verilmediğinde ise bir devrimcinin yapması gerektiğine inandığı devrimci eylemi aradı, buldu. Üzerime vazife mi, talimat beklemeli miyim diye düşünerek değil dönemin devrimci görevleri neyi gerektiriyorsa, faşizmin karşısında nasıl bir mücadele içinde olmak gerekiyorsa, onu yolu olarak kabul etti, üretti ve yürüdü.

Heval Yeşilgöz’ün adı her yerdeydi. Bir yerde Sağlık Bakanı’nın eline para sıkıştırdığı kanser hastası Dilek Özçelik için Sağlık Bakanlığı önünde kendini zincirlemiş, bir yerde kadınların özgürlük sesini yükselttiği meydanlarda, bir yerde parasız eğitim için işgal eylemine katılmış, bir yerde Uğur Kurt için, SOMA için polisle çatışıyor, bir yerde IŞİD çetelerine destek gitmesin diye sınır nöbeti tutuyor. Ve hayatının en güzel yerinde gülerek, bile isteyerek devrimci mücadelenin bir o kadar ileri ve bir o kadar zorlu alanına doğru gerillaya katılıyor.

Heval Yeşilgöz bulunduğu tüm devrimci mücadele alanlarında propagandaya – ajitasyona başladığında herkes susar onu dinlerdi. Herkesin onu dinlemesi Heval’in sıkılı yumruğundan ya da silahından korktukları için değil onun sözlerindeki haklılığın ahengi, ritmi, duygusu olması sebebiyle idi. O bir müzisyen değildi ancak devrimciliği bir enstrüman gibi ele alırdı. Yürüttüğü devrimci faaliyette akor yapmaya ihtiyaç duymazdı, doğal bir yetenekti. Devrim mücadelesine ezgisini bu özellikleriyle kattı.

Heval Yeşilgöz’ü anlamak için onun eylemlerindeki dik duruşuna, cesaret dolu gözlerine bakmak gerekiyor; onu anlamak için aldığı kararlarda, yürüttüğü devrimci mücadelede derinleşmek gerekiyor. Bugün Heval Yeşilgöz’ü anarken sadece bir ritüel değil aynı zamanda onun bize kattıklarını anlamaya, bizimle ulaşmak istediği devrimci mücadeleye bakmaya çalışıyoruz.

Heval Yeşilgöz, komünarların kopuşundan bağımsız bir kopuş değil, aksine bir parçasıdır. Hem komünar devrimciliğin hem de birleşik devrim mücadelesinin bir üyesidir. Özgürlük gerillası olduğu ilk andan itibaren aynı zamanda “Özgürlük Gücü” de olmuştur. Heval, işçi sınıfı ve ezilen halkların haklı mücadelesinin militan, gözü pek, savaşçı, cesur, fedakâr devrimcileri olan Cemre Heval’in, İdil Güler’in, Nurhak Cem’in, Bayram Ali Akdeniz, Ekin İnce Memed’in yoldaşı olarak Dersim Avaşîn Xeyri’leşti.

Heval, adım attığı her yerde bizim adım izlerimizle buluştu. Bugün bu adımları çoğaltmanın, daha fazla buluşmanın, daha ileri yürümenin vakti geldi. Heval’i anarken sadece birlikte yaşadığımız bir geçmişi değil hayal ettiğimiz bir geleceğin mücadelesini anlatmalı ve örgütlemeliyiz.

Heval’in gerilla adını aldığı Dersim ve Avaşîn dağları bugün faşizmin en yoğun saldırıları altında direniyor. Faşizm bu dağlarda özgürlük gerillasını yok ederek özgürlük gücünü teslim almaya çalışıyor. Faşizm bu dağlarda gerillayı yok ederek işçi sınıfı, Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar üzerinde mutlak söz sahibi olmak istiyor. Faşizm bu dağlarda galip gelerek devrimci mücadeleyi yenmek istiyor. Ancak bugün Dersim’de, Avaşîn’de diğer dağlar da “Heval” gibi direniyor, onun gibi savaşıyor. Her dağ oyuğu, her dağ yamacı, her dağ zirvesi birer direniş kalesine dönüşmüş faşizmi yeniyor. Her gün bir “Heval” daha yazılıyor özgürlük mücadelesine… Şimdi vakit “Bizim Heval” lerindir. Bu dağların yoluna zafere doğru yürüyüşle ULAŞ’ılır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*