DKP/BÖG üyesi Eylem Keçer: “Faşizmi yıkma ve özgürlüğü kazanma iradesi şimdiden büyük bir enerji açığa çıkarmıştır.”

“Faşizmi Yıkacağız, Özgürlüğü Kazanacağız” devrimci hamlesinin 1 yılı geride kaldı. “İleri…Daha İleri…” şiarıyla Türkiye’de ve Kürdistan’da birleşik devrimin bayrağı devrimci hamle çerçevesinde büyümektedir. Faşizme karşı, sömürgeci ve işgalci güçlere karşı yürütülen eylemler ile işçi sınıfının, gençlerin, kadınların, Alevilerin, Kürtlerin ve sistem tarafından sömürülen-ezilen bütün halkın kurtuluşu mücadelesinde önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu kapsamda “Faşizmi Yıkacağız, Özgürlüğü Kazanacağız” devrimci hamlesinin geride kalan 1 yılını DKP/BÖG üyesi Eylem Keçer ile konuştuk.

/ Kaynak: HBDH Web Sitesi

ABD’nin Afganistan’dan çekildiği bir süreci yaşadık. Şimdi ise Irak’tan çekileceği biliniyor. Emperyalizmin güncel durumu ve Ortadoğu’daki gelişmeler için neler söylemek istersiniz?

Amerikan emperyalizmi 20 yıldır Afganistan’da sürdürdüğü işgali sonlandırmak zorunda kaldı. ABD, Afganistan’da 11 Eylül saldırılarını bahane ederek özellikle Ortadoğu’nun dizaynı ve bütün dünyaya tek liderin kendisi olduğunu kanıtlama çabası içerisinde doğrudan işgalci bir pozisyonda bulunuyordu.  11 Eylül saldırısı sonucunda Afganistan’ı işgal ederken diğer emperyalist güçlerden, Birleşmiş Milletler ve NATO’dan destek almıştı. Özellikle Sovyet blokunun yıkılması sonucu oluşan tek kutuplu dünya, ABD emperyalizminin sömürü politikalarını dünya ve Ortadoğu’da uygulaması için uygun koşullar yaratmıştır ve ABD açısından oldukça iyimser bir hava oluşmuştu. Bir süredir dünya sisteminde ve Ortadoğu’da Amerikan emperyalizmi çıkarı uğruna uyguladığı sömürü politikalarını bizzat kendi eli ile kurduğu ve beslediği işbirlikçi hükümetler aracılığıyla ve salt askeri baskı ile hegemonyasını sürdürmektedir. Afganistan’da iktidarı ele geçiren ve kadın düşmanı politikalarıyla öne çıkan Taliban yönetiminin bizzat ABD tarafından beslenip desteklendiği herkes tarafından bilinen bir durumdur.

Bugün artık ABD için 1990’lı yılların başında oluşan iyimser hava eskisi kadar güçlü olmadığı gibi dağılmış durumdadır.  ABD bugün itibariyle dünya liderliğini ve hegemonyasını yani 1990’lı yılların başındaki tek hakimiyet pozisyonunu kaybetmiş durumdadır. Bugün artık karşısında Rusya, Çin gibi başka aktörler de mevcuttur. ABD emperyalizminin sistem içinde zayıflaması ve düşüşü ezilen uluslar kadar diğer emperyalist güçler tarafından da görülmektedir. ABD, 11 Eylül sonrası Afganistan’ı işgal ederken diğer emperyalist güçlerden aldığı desteği bugün Afganistan’dan çekilirken alamadığı gibi müttefikler ile ilişkileri büyük yara almış durumdadır.  20 yıllık işgalin sonunda ABD milyarlarca dolar vererek kurduğu Afganistan ordusu 11 günde çökmüştür. Bu durum ABD politikalarının Afganistan’da tutmadığının kanıtıdır. ABD’nin Afganistan’dan neredeyse kaçarak çekilmesi de bu durumu göstermektedir. ABD emperyalizminin işgal politikasının Afganistan’da olduğu gibi Irak’ta da başarısız olması Amerika’nın içinde bulunduğu krizle alakalıdır. Bütün bu gelişmeler dünya planında ABD hegemonyasının gerilemesine işarettir. ABD emperyalizmi Afganistan’dan sonra Irak’ta da çekilme sürecine girmesi dünya ve bölge planında gerileme konseptinin işaretidir. Yani kısacası ABD rüyası gerilemeye başlamıştır.

AKP-MHP faşizminin dünyada yaşanan bu gelişmelerle beraber Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da nasıl bir süreç örgütleyeceğini söylemek mümkündür?

AKP-MHP faşizmi açısından ekonomik ve siyasi çelişkilerin daha da derinleştiği bir süreç gelişmektedir. Faşist AKP-MHP iktidarı derinleşen çelişkilerin üzerini örtmek ve kendi iktidarını ayakta tutabilmek için son dönemde yoğunlaştırdığı temel politikası işgal ve savaş siyasetidir. Bu durumda da Türkiye halkları, emekçiler, ezilenler ve kadınlar üzerinde daha fazla baskı kuracağı anlamına geliyor. Bu çerçevede de Türkiye’de ve Kuzey Kürdistan’da savaş ve sömürü politikalarına hız vermektedir. Hem Kuzey Kürdistan’da hem de Türkiye’de sömürü politikaları derinleşmektedir.  Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaşayan halklar, işçiler, ezilenler, gençler, kadınlar, LGBTİ+lar AKP-MHP faşizmin sömürü politikalarının hedefidir.

Bu temelde Türkiye cephesinde toplumsal muhalefet sindirilirken Kuzey Kürdistan’da sürekli bir olağanüstü hâl uygulanmaktadır. Faşist rejim bu sömürü sistemini ancak baskı ile ayakta tutmaktadır. Demokrasi isteyen özgürlük isteyen herkes faşizmin hedefi olurken Kuzey Kürdistan’da kayyumlarla, tutuklamalarla sokağa çıkma yasakları ve eylem yasaklarıyla sömürgeci politikalar derinleşmektedir. Diğer taraftan Kürdistan’da başlattığı askeri operasyonlarla ve işgal saldırılarını genişleterek toplumsal muhalefeti silikleştirme ve ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Faşizmin PKK’yi ve birleşik devrim güçlerini uluslararası çapta tasfiye etme hareketi örgütlediği biliniyor. Birleşik devrim hareketinin buna karşı mücadelesi nasıl olmalıdır?

Faşist rejim uluslararası emperyalizmden destek alarak Hem Türkiye’de hem de Orta Doğu’da faşizme ve sömürüye karşı gelişen direniş dinamiklerini yok etmek için bir konsept içindedir. Faşist Türk devleti bu konsept çerçevesinde bir yandan İmralı’da Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a uyguladığı ağır tecrite ağırlık verirken bir yandan da Medya Savunma Alanları’na dönük askeri operasyonlara hız verdi. Bu operasyonların amacı PKK hareketini ve önderliğini tasfiye etmektir. Bu çerçevede, Başur Kürdistan’ında işgal saldırılarında yoğun bir şekilde teknik kullanmaktadır. Kimyasal silahlardan keşif ve savaş uçaklarına dayanarak yapılan işgal saldırısı gerillanın güçlü direnişi karşısında yerinde çakılıp kalmıştır, hedeflerine ulaşamamıştır. Metina, Avaşin, Zap ve Gare’de gerillanın görkemli direnişi sonucu AKP-MHP faşizmi çaresiz kalmaktadır. Bugün gerillanın direnişi AKP-MHP saldırılarını kırabilecek, onları göğüsleyebilecek ve bulunduğu her alanda güçlü eylemler geliştirebilecek bir düzey kazanmıştır. Aynı zamanda kentlerde yapılan milis eylemleri doğrudan AKP-MHP faşizmi ve onun işbirlikçi odaklarını, kurumlarını doğrudan hedef alması bu direnişin düzeyini gösteriyor bizlere. Tabi tüm bunlarla birlikte faşist rejimin yıkılması Türkiye ve Kürdistan devriminin birleşik mücadelesiyle, birleşik devrimiyle mümkün olacaktır. Faşizme vurulan her darbe, Türkiye ve Kürdistan halkları, işçi – emekçileri, kadınlar ve gençlerde faşizmin yıkılacağına dair umudu güçlendiriyor.

Faşist Türk devleti Suriye’den Rojava’ya, Güney Kürdistan’dan Libya’ya, Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e kadar yayılma ve işgal siyaseti yürütmektedir. Bu anlamıyla faşist rejimin Türkiye ve Kürdistan devrimcilerinin birleşik mücadelesi ile yıkılması bölgesel anlamıyla devrimci güçlerin pozisyonu güçlendirecektir. Bu anlamıyla birleşik devrim her zaman olduğundan daha günceldir. Türkiye halklarının, işçi sınıfının, ezilenlerin, kadınların, gençlerin özlemi olan birleşik devrim HBDH’ta somutlaşmıştır. 5 yılı geride bırakan birleşik devrim hareketi bu anlamıyla önemli bir enerji birikimi yaratmıştır.

Türkiye’de faşizme karşı her bir eylemin ayaklanmaya dönüşme potansiyeli taşıdığını görüyoruz. Faşizmi yıkacağız özgürlüğü kazanacağız hamlesi buna nasıl bir cevaptır?

Türkiye ve Kuzey Kürdistan halkları ve işçi sınıfı bugünde en acımasız şekilde sömürülüyor ve baskıya maruz kalıyor. Kadınlara yönelik artan kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, istismar vakaları artık rutine bağlanmış durumda. Pandemi öncesi ve özellikle sonrasında artan işsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı karşısında insanlar nefes alamaz duruma geldi. Doğalında tüm bu yaşanan baskı ve zulme karşı işçi sınıfı, ezilenler, kadınlar cephesinden faşist rejimin sömürü ve baskı düzenine karşı bir isyan ve itirazın gelişmesi gerekli ve önemli. Ve bugün faşizme karşı ezilenler cephesinden çok güçlü bir mücadele yükseliyor. Özellikle işçi ve emekçilerin birbirinden bağımsız gelişen ve iş yerlerinde yapılan grevler, doğa talanına karşı doğasını ve toprağı için direnen kadınlar ve gelecekleri için direnen gençler faşizmin baskılarına karşı direnişte ısrar ediyorlar. HBDH olarak faşizme karşı Türkiye işçi sınıfı, ezilenler, kadınlar ve gençlerin özlemi olan özgürlük mücadelesini zafere taşımak için devrimci seferberlik hamlesini başlattık. Bu hamle gerillanın dağlardaki direnişi ile şehirlerde milis eylemleri ve kitle faaliyetlerin birleşme hamlesidir. Faşizmin topyekûn saldırısına karşı topyekûn direniş hamlesidir. Bu anlamıyla birbirinden bağımsız olarak devam eden direniş dinamikleri birleşik devrim mücadelesinde birleşmektedir. Faşizmi yıkma ve özgürlüğü kazanma iradesi şimdiden büyük bir enerji açığa çıkarmıştır. Faşist devletin bütün önlemlerine rağmen HBDH ateşi zulmün kalelerini dövmektedir. Gerillanın Avaşin, Zap ve Gare’de ki direniş çizgisi HBDH milislerinin eylemleriyle şehirlere taşınmıştır. Devrimci seferberlik hamlemiz faşist iktidara kararlı darbeler indirmektedir.

Devrimci savaş alanlarında işgalciliğe karşı birleşik devrimci savaş yürüten gerillanın direnişi şehirlerde milis eylemleriyle yükseliyor. Milis eylemleri faşizmin güvenlik konseptini ne düzeyde etkiliyor?

Faşist Türk devleti sömürgeci savaşı Kürdistan dağlarında yürüterek Türkiye coğrafyasını dikensiz gül bahçesi haline getirmek istemektedir. Faşizmin planı, Kürdistan’daki savaşın hiçbir şekilde Türkiye işçi emekçi sınıflarının yaşamını doğrudan etkilememesidir. HBDH milislerinin kentlerde geliştirdiği eylemler faşizmin istikrar ve güvenlik konseptini yerle bir etmektedir. Gerçekleşen her eylem gerillanın görkemli direnişini kentlere taşırken “devrimci örgütleri ha bitirdik ha bitiriyoruz” derken faşizmin düşlerini karabasana çevirmektedir. Gerçekleşen her eylem korku iklimini dağıtmakta, birleşik devrimden yana olanlara moral ve güç vermektedir. Kitlelerde faşizmden hesap sorulabileceği bilinci güçlenmekte Türkiye ve Kürdistan topraklarını halklar hapishanesine çevirmek isteyen faşizmin baskı ve sömürü duvarları birer birer yıkılmaktadır.

Ülkede yoksulluk giderek artıyor. Hayat pahalılaşıyor. Gerilla ve milis eylemlerinin halkın eylemleri ile olan bağı nedir?

Türkiye’de yoksulluk sömürü koşulları çok ağırlaşmış durumda. Pandemi ile birlikte işten çıkarmalar bu yoksulluğu katmerleştiriyor. Bu durum büyük bir öfkeyi de körüklüyor tabi. Kürdistan’da boyutlarını arttırarak yürüttüğü savaş, Kürt siyaset temsilcilerinin tutuklanması, belediyelere atanan kayyumlar, doğanın katledilmesi, ormanların bizzat iktidar tarafından yakılması, kendi işbirlikçi odaklarına yani Cengiz Holding, Limak Holding, Ağaoğlu vb. rant alanları açması işçiler, emekçiler ve halklar için daha fazla yoksulluk oluyor. Tamda buradan doğru faşist iktidarın kendi başına yıkılmayacağı ancak birleşik devrimci güçlerinin eyleminin sonucu yıkılacağının gerçeğinin altını çizmek istiyorum. Dağlarda gerillanın kendi alanını ve doğayı savunmak için ortaya koyduğu direniş, kentlerde milislerin eylemleri ve devrimci kitle faaliyeti faşizm karşısında birleşik devrim iradesinin kararlılığının ifadesidir. Faşist iktidar ve işbirlikçi odakları işçilerin ve emekçilerin sırtından geçinerek, emeğini sömürerek kendilerine bir iktidar alanı yaratıyorlar. Faşist iktidarı destekleyen sermaye ve onun işbirlikçi odaklarının hedeflenmesi onun çözülüşünü hızlandıracaktır. Bugün AKP-MHP iktidarıyla uluslararası sermayenin ve onun işbirlikçi odakları arasında zaman zaman açı farkları oluşmaktadır. Faşizmi yıkacak olan esas güç birleşik devrim güçlerinin eylemidir. Faşist iktidarın restorasyonu ve yeniden yapılanması ezilenlere bir umut olarak ifade edilemez. CHP başta olmak üzere düzen partileri ezilenlere bir umut olarak sunulmamalıdır. Buda ancak birleşik devrim güçlerinin işçi ve emekçilerle, ezilenlerle kuracağı güçlü örgütsel bağla mümkün olacaktır.

Faşizmi yıkacağız özgürlüğü kazanacağız devrimci hamlesi “ileri …. Daha ileri” şiarıyla güçlenmeye devam ediyor. Sizin bu hamle kapsamında ki görüşleriniz nedir?

Faşizmi yıkacağız, özgürlüğü kazanacağız devrimci seferberlik hamlesi Türkiye ve Kürdistan’da önemli bir enerji açığa çıkarmıştır. Gerilla direnişleri, milis eylemleri fiili meşru mücadele alanındaki eylemler faşizme karşı birleşik devrim mücadelesinin gelişip yaygınlaştığının kanıtıdır. 1 Mayıs 2021 tarihinde hamlenin birinci aşamasının finali gerçekleşmiştir. 1 Mayıs sonrasında ileri, daha ileri diyerek hamlenin ikinci aşamasına geçilmiştir. Bu süreçte bütün mücadele alanlarında hedefi büyüterek daha ileri çıkarak devrimci seferberlik hamlemize güç verdik. Türkiye işçi sınıfı, emekçiler, ezilenler ve kadınlar cephesinde faşizmin sömürü politikalarına karşı büyük bir öfke birikmektedir. Gerilla bulunduğu alanlarda direnişi büyütüyor. Kentlerde milislerin yaptıkları eylemler faşizmin yarattığı korku duvarlarını sarsıyor. İşçiler, emekçiler, kadınlar, gençler gelecekleri için direniyor. Ve bu direniş bu öfke oldukça haklı ve meşru. Halkımızın bu haklı ve meşru mücadeleye katılması, “Faşizmi Yıkacağız, Özgürlüğü Kazanacağız” hamlesi “İleri, Daha İleri” şiarıyla bu öfkeyi biriktirmek ve örgütlemek birleşik devrim mücadelemize güç verecektir.

Kadınlara yönelik saldırılar faşizm eliyle daha organize ve örgütlü hale getiriliyor. Buna karşın kadın kurtuluş mücadelesi de gittikçe yükseliyor. KBDH bu durumu nasıl ele almaktadır?

Evet dediğiniz gibi sadece Türkiye’de değil tüm dünyada kadınlara yönelik artan saldırılar faşizm eliyle daha örgütlü ve kurumsal hale getiriliyor. Faşizm hem dünya da hem de ülkemizde kadınların bütün kazanımlarını gasp ederek toplumsal ve siyasal meşruiyetleri ortadan kaldırmayı hedefliyor. Afganistan’da Taliban’ın yönetime gelmesi ve hiç zaman geçirmeden kadınlar için sınırları belirlemesi, kadın haklarının şeriat kanunları çerçevesinde uygulayacağını söylemesi, kadınlara üniversiteyi yasaklaması buna en canlı örnek. Keza Erdoğan da yaptığı açıklama ile “Taliban’la ters yanımız yok, din yönünden farkımız yok birbirimize benziyoruz” söylemiyle aslında bir gerçekliğe de işaret etmiş oldu. Bakur Kürdistan’ında özel savaş politikalarıyla kadınlara taciz-tecavüz eden Türk ordusu, zira Türk devletinin işgali altındaki Afrin’de kadınlara örtünme zorunluluğu getirilmesi, İdlip’de AKP-MHP faşizminin desteklediği çetelerin Taliban’ın Kabil’e girişini kutlaması. Bunları birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Ülkemizde AKP-MHP iktidarında cisimleşen kadınlara yönelik patriarkal saldırıların artması dediğimiz gibi aslında bir rutine bağlanmış durumda. Son zamanlarda artan kadın cinayetleri, kaçırmalar, erkek şiddetinin artması tecavüz ve istismar faillerinin bırakılması gelinen aşamayı da gösteriyor. Erkek ve devlet şiddeti daha fazla görünür olmuş durumda. Bununla birlikte iktidarın İstanbul sözleşmesinden imzayı çekmesi, AKP-MHP iktidarına teslim olmayan itiraz eden kadınları, LGBTİ+ları hedef göstermesi, Kürt kadın siyasetçilerini tutuklaması iktidarın kadınları sindirmek için uyguladığı baskı ve yöntemlerdir.

Faşizmin organize ve örgütlü hale getirdiği tüm bu saldırılara karşı dünyada, Ortadoğu’da Bakur Kürdistan’ı ve Türkiye’de tüm bu yaşananlar karşısında kadınlar önemli bir direnç göstermektedir. Kolombiya, Filipinler, Hindistan, Meksika’da süren kadınların direnişi ve mücadelesi önemlidir. Keza AKP-MHP faşizmine karşı kadınlar tarafından bilince çıkartılan öfke önemli bir direniş örgütlüyor. İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme hamlesine karşı 1 Temmuz pratiği, kadınların feminist mücadelesi, cüretleri, cesaretleri ve kadınlar tarafından barikatların yıkılmasını da patriyarkaya karşı bir uyarı ateşi olarak okumalıyız.

“Topyekûn saldırıya karşı kadınların birleşik militan devrimci mücadelesi şart”

KBDH olarak gerçekleştirdiğimiz hamle ile kadınların özgürlük eylemlerinin ancak kendi ve birleşik devrimci eylemiyle gerçekleşeceğini aslında ifade etmiş olduk. Özellikle Türkiye’de ve Bakur Kürdistan’ında önemli ve toplumsal bir dinamik haline gelen hem Kürt Kadın özgürlük mücadelesi hem de feminist/kadın kurtuluş mücadelesinin birleştiği ölçüde başarı kazanacağına inanıyoruz. Kadınların erkek ve devlet şiddetine karşı verdiği bütün mücadele yöntemlerini sahiplenmekle birlikte fiili meşru mücadelede polis barikatlarını kaldırtan, erkek egemen devleti ve bütün kurumlarını yıkmayı hedef alan, kadınların şiddetini örgütleyen bir mücadelenin başarı kazanacağını söylüyoruz.  Ama bugünün ihtiyacı ve bize düşen görev fiili meşru mücadele zemininde kadınların silahlı mücadelesini örgütlemek ve faşizmin çizdiği sınırları, telleri koparmaktır. KBDH olarak, devrimci hamle çerçevesinde gerilla alanlarında, kentlerde milis eylemleriyle ve devrimci kitle eylemleriyle faşist rejimi ve ondan güç alan patriarkal kapitalizm ve onun kurumları hedef alınmalıdır.  KBDH bu biçimde yaptığı her eylemde patriyarka ve onun kurumlarını doğrudan hedef alan eylemler yapmıştır. Vakit patriyarkayı ve faşizmi ateşe verme vaktidir.

Partinizin işçi sınıfına ve kadınlara gençlere bütün ezilenlere sözü bu dönemdeki politikası nedir?

Partimiz işçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, gençlerin faşizme, kapitalizme ve patriyarkaya karşı örgütleme mücadelesine katmak için var gücü ile çalışmaktadır. Birbirinden bağımsız olan direniş dinamiklerinin birleşik devrim mücadelesinde birleşmesi için imkanlarını seferber etmektedir. İşçi sınıfının pandemi koşullarında daha da ağırlaşan sömürü politikalarına karşı birbirinden bağımsız bir şekilde kendiliğinden eylemleri ön plana çıkmış durumdadır. Her gün bir havza da bir fabrika da grev başlamakta, bir işyeri önünde direniş yaşanmaktadır. Birbirinden bağımsız olan bu direnişlerin ortak bir mücadele perspektifiyle birleşmesi partimizin mücadele hedefleri arasındadır. Emekçiler için yaşam daha da zorlaşırken hayat pahalılığı, yoksul mahallelerdeki öfkeyi daha da artırmaktadır. Özellikle hem partimiz DKP/BÖG olarak hem de Kadın Komünarlar Birliği ve Kadın Özgürlük Gücü olarak patriyarkal kapitalizme karşı kadınların gelişen feminist öfkesini, mücadelesini sahiplenmekle birlikte, mücadeleyi bir adım daha ileri taşıma ve patriyarkal kapitalizmi yıkma kararlılığı ve iradesini örgütlemektedir. Partimiz bütün bu mücadele dinamiklerini birleştirerek Türkiye devriminin birleşik devrim kurmaylığını inşa etmeyi hedeflemektedir.

Birbirinden bağımsız gelişen direniş dinamikleri birleşik devrim mücadelesinde birleşmelidir. Bu yönüyle dağda gerilla, şehirde milisler ve fiili meşru mücadele alanlarında ortak bir mücadele perspektifi inşa edilmektedir. Bu mücadele perspektifi devrimin güncelliğini görerek buna göre kendini örgütleyecek ve önümüzdeki dönem kendini geliştirecektir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*