PKK: Önderlik ve kahraman şehitlerimizin izinde yürüyoruz

Bundan 44 yıl önce, 18 Mayıs 1977 günü Antep’te Büyük Devrimci Haki Karer Yoldaşı planlı bir faşist-soykırımcı saldırıda şehit verdik. Bu olay Kürdistan tarihinde özgürlük için yeni bir direniş sürecini başlattı. Söz konusu şehadeti doğru değerlendiren Önder Abdullah Öcalan, PKK ismiyle yeni bir Özgürlük Hareketi geliştirdi. Şehidin anısına sahip çıkmayı ifade eden her direniş yeni şehadetleri getirdi ve bu durum bir Şehitler Ordusunu ortaya çıkardı. Bu temelde 18 Mayıs Kürdistan özgürlük tarihinin Şehitler Günü, mayıs ayı da Şehitler Ayı oldu.

Şimdi Hareket ve halk olarak 45’inci Şehitler Günü’nü ve Şehitler Ayı’nı yaşıyoruz. Her şeyden önce, Önder Apo ve fedai gerilla şahsında, şehitler çizgisinde süren bu kahramanca direnişi selamlıyor ve daha büyük başarılar kazanacağına dair yüksek inancımızı ifade ediyoruz. Şehadetinin 44’üncü yıldönümünde Büyük Enternasyonalist Devrimci Haki Karer Yoldaşı ve şahsında tüm kahraman şehitlerimizi saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Yeni Şehitler Yılında anılarına daha güçlü sahip çıkacağımızı ve amaçlarını daha büyük başaracağımızı belirtiyoruz.

PKK İLK ANDAN İTİBAREN ŞEHİTLER PARTİSİ OLDU

18 Mayıs, aynı zamanda Türkiye Devrimci Önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın 48’inci şehadet yıldönümü oluyor. 30 Mart 1972 Kızıldere katliamı, 6 Mayıs 1972 Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamı ve 31 Mayıs 1972 Sinan Cemgil ve arkadaşlarının şehadeti ardından İbrahim Kaypakkaya da 18 Mayıs 1973’te Diyarbakır zindanında işkenceyle katlediliyor. Böylesi gözü pek devrimci çıkış, Türkiye’de olduğu kadar Kürdistan’da da yeni bir devrimci mücadelenin önünü açıyor. Önder Apo ve PKK, işte böyle bir öncü kıvılcıma dayanarak yarım asra yaklaşan özgürlük yürüyüşünü başlatmış bulunuyor. Bunlar temelinde, şehadetinin 48’inci yıldönümünde Devrimci Önder İbrahim Kaypakkaya’yı ve şahsında tüm Türkiye devrim şehitlerini de saygı ve minnetle anıyoruz.

12 Mart 1971 faşist-askeri darbesine karşı çakan bu ilk devrimci kıvılcımın Önder Abdullah Öcalan öncülüğünde ve 1970’lerin ikinci yarısında Kürdistan’da bir devrimci harekete dönüştüğünü ve Haki Karer’in şehadetiyle de bir şehitler yürüyüşü haline geldiğini biliyoruz. PKK’lileşmeyi ifade eden bu zincirin ilk halkaları, 19 Mayıs1978’de Hilvan’da şehit düşen Halil Çavgun, 1 Mayıs 1982’de Beyrut’ta şehit düşen Abdulkadir Çubukçu, 17 Mayıs 1982’de Diyarbakır zindanında şehit düşen Ferhat Kurtay ve arkadaşları, 2 Mayıs 1983’te Kandil’de şehit düşen Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin yoldaşlar oluyor. Ramazan Kaplan, M. Emin Aslan ve Hozan Mizgin’le devam eden bu şehadet zinciri, 16 Mayıs 1997’de Hewlêr katliam şehitleri oluyor ve 27 Mayıs 2020’de şehit düşen Kasım Engin’e kadar uzanıyor. Mayıs ayını bu büyük şehitler ve bugün Kürdistan’da savaşarak şehit düşen kahramanlar ‘Şehitler Ayı” haline getirmiş bulunuyor. Bu yoldaşlar şahsında tüm Mayıs Ayı Şehitlerimizi de saygı ve sevgiyle anıyoruz.

KÜRDİSTAN VE TÜRKİYE HALKLARI OLARAK TARİHİ BİR MİRASA SAHİBİZ

Kuşkusuz bugünü doğru anlayabilmek ve başarıyla yaşayabilmek için, 44 yıl önce, 48-50 yıl önce yaşanmış olan ve bugün de yaşanmaya devam eden bu şehadet olaylarını doğru ve yeterli anlamak gerekiyor. Yeni bir tarihsel sürecin alaca karanlığında harekete geçmeyi bilen bu devrimci önderlerin taşıdığı bilincin ve ruhun ayırdına varabilmek gerekiyor. Çok açık ki yolu onlar açtılar, zoru onlar yendiler, engeli onlar aştılar ve bize koşar adım yürüyebileceğimiz büyük bir tarihi miras bıraktılar. Şimdi Kürdistan ve Türkiye halkları olarak, tüm devrimci-demokratik güçleri olarak işte böyle bir tarihi mirasa sahibiz ve buna dayanarak savaşıyor ve de kazanıyoruz.

ŞEHİTLER ORDUSU YARATILDI…

Şehadet bir davanın doğruluğunun ve dönülmezliğinin, bir hareketin yenilmezliğinin en somut kanıtı oluyor. Zafere yürüyen hareket gerçeğini, esas olarak şehitler ve onları temsilen Önderlik belirliyor. Bu nedenle Önder Apo, ‘Şehitlerimizin PKK biçiminde yaşadığını” belirtti. ‘Şehitler PKK’lidir” dedi ve PKK ile PAJK’ın ‘Şehitler partisi olduğunu” ifade etti. Bu temelde PKK biçiminde yenilmez bir Şehitler Ordusunu yarattı ve bizleri böyle bir ordu komutasında yürüttü. O halde Önderlik, parti ve şehitler gerçeğini doğru anlamalı ve eksiksiz temsil etmeliyiz.

ÖZGÜRLÜK HAREKETİ OLARAK BÖLGESEL VE KÜRESEL BİR GÜÇ HALİNE GELDİK

Bugün de 2021 Mayıs’ı itibariyle Önderlik çizgisinde ve kahraman şehitlerimizin izinde yürüyor ve savaşıyoruz. Hareket ve halk olarak bu durum bizi gerçekten de gururlandırıyor. Çünkü Önderlik ve şehitler çizgisinden kopmadığımızı ve onların amaçlarını başarmaya çalıştığımızı gösteriyor. Özgürlük Hareketi olarak daha çok bölgesel ve küresel bir güç haline geldiğimizi ortaya koyuyor. Bize büyük zaferlere daha yakın olduğumuzu hissettiriyor.

KÜRT HALKINA KARŞI TARİHİN EN AĞIR FAŞİST-SOYKIRIMCI ÖZEL SAVAŞ SALDIRISI YÜRÜTÜLÜYOR

Günümüzde AKP-MHP faşizminde somutlaşan sömürgeci-soykırımcı zihniyet ve siyaset, tüm gücünü kullanarak her alanda topyekûn bir özel savaş saldırısı yürütüyor. Kuşkusuz saldırılarını en çok Önder Apo üzerinde yoğunlaştırıyor ve bu temelde İmralı işkence ve tecrit sistemini sürekli ağırlaştırıyor. En son Metina, Zap ve Avaşin olmak üzere Medya Savunma Alanlarına yönelik soykırımcı bir işgal saldırısı sürdürüyor. Kürdistan’ın her tarafında özgürlük savaşçılarını hedefleyerek kahraman gerilla güçlerimizi ezmek ve bu temelde parti öncülüğümüzü zayıflatmak istiyor. Dört parça Kürdistan’da ve yurtdışında yurtsever halkımız ve demokratik dostlarımız üzerinde tarihin en ağır faşist-soykırımcı özel savaş saldırısını yürütüyor. Özgürlük Hareketimizi zayıflatarak, Kürt soykırımını daha rahat ve hızlı bir biçimde gerçekleştirmeye çalışıyor. Bazı çıkarcı dış güçlerle uşaklaşmış bazı çevrelerden de destek alıyor. Medya Savunma Alanlarına ve Rojava Kürdistan’a başta DAİŞ olmak üzere faşist çeteleri yerleştirerek, burada bir çete bölgesi kurup insanlığı bu temelde tehdit etmeyi amaçlıyor.

Hiç kuşkusuz faşist-soykırımcı AKP-MHP diktatörlüğünün hedefi Kürtleri soykırıma uğratmak ve Kürdistan’ı tarihten silmektir. Bundan asla kuşku duymuyoruz. Bu nedenle, başta Önder Apo, parti ve gerilla olmak üzere tüm Kürt halkı olarak, kadın ve gençlik hareketi olarak, devrimci-demokratik güçler olarak biz de bu faşist-soykırımcı saldırganlığa karşı devrimci halk savaşı stratejisi temelinde direniyoruz. İdeolojik, politik, askeri tutumumuz direnmektir, savaşmaktır. Faşist, sömürgeci ve soykırımcı saldırılar karşısında da zaten farklı bir tutum sahibi olunamaz. Şimdiye kadar Kürt halkının özgürlüğü ve Kürdistan’ın kurtuluşu için nasıl bir direnme savaşı yürüttüysek, bundan sonra da söz konusu direnme savaşını çok daha güçlü yürüteceğimiz kesindir. Nasıl ki şimdiye kadar kazandıysak, bundan sonra da kazanacağımıza dair inancımız tamdır.

SÖMÜRGECİ-SOYKIRIMCI SALDIRGANLIĞA KARŞI KÜRTLER İLE KÜRDİSTAN’I BİRLİKTE SAVUNALIM

İşte bu temelde, başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm Kürtleri, Türkiye halklarını, Ortadoğu’nun ve dünyanın demokratik güçlerini bu direnişe katılmaya ve destek vermeye çağırdık. İstedik ki sömürgeci-soykırımcı saldırganlığa karşı tüm Kürtler olarak Kürdistan’ı birlikte savunalım. Kürdistan’da özgür ve demokratik yaşamı birlikte kuralım. Faşizmi birlikte yıkarak demokratik Türkiye’yi birlikte geliştirelim. Ve başta Kürtler ve Filistinliler olmak üzere tüm Ortadoğu halkları olarak Demokratik Ortadoğu’yu birlikte şekillendirelim.

Kuşkusuz bu çağrımız geçerliliğini korumaktadır. Özellikle yurtsever halkımıza ve Türkiye halklarına çağrımız, çökmekte olan AKP-MHP faşizmine karşı bulunulan her alanda daha etkili mücadele edilmesidir. Kutsal direnişlerini selamladığımız kahraman gerilla güçlerimize çağrımız, düşmana karşı daha etkin, yaratıcı, usta, planlı ve örgütlü savaşılmasıdır. Faşist-soykırımcı zihniyet ve siyaset çökmektedir; onu çökerten biz olalım ve bu çöküşü daha da hızlandıralım. Düşmana karşı direnmesi gerekip de direnemeyen güçlere çağrımız, mümkünse biraz daha cesur ve fedakâr olunması ya da hiç olmazsa düşmana hizmet edilmemesidir. Gözleri önünde Kürt soykırım politikası yürüten TC Devletini ve AKP-MHP faşist diktatörlüğünü destekleyen dış güçlere çağrımız, hiç olmazsa söylenenler temelinde biraz tutarlı olunması ve TC’nin soykırım suçuna ortak olunmamasıdır.

DOĞRU YOLDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Ancak kim ne yaparsa yapsın, biz kendi yolumuzu çizmişiz ve bu doğru yolda yürümeye de devam edeceğiz. Tecridi kıracak, faşizmi yıkacak, işgale son vereceğiz. Önder Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü hedefleyen Özgürlük Zamanı hamlemizi her alanda daha güçlü geliştireceğiz. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere daha güçlü savaşacağız ve daha büyük kazanacağız. Bu temelde kahraman şehitlerimizin amacını mutlaka gerçekleştireceğiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*