Komünar Gökhan Taşyakan(Ulaş Adalı)’nın Ölümsüzleşmesinin Ardından Onun İçin Yazılan Yazılar

KomünGücü olarak Gökhan Taşyakan’ın ölümsüzleşmesinin ardından kaleme alınan yazıları sizlerle paylaşıyoruz…

Duran Kalkan: Ulaş’tan çok şey öğrendim

PKK Yürütme Komitesi üyesi Kalkan, şehit Gökhan Taşyakan’ı (Ulaş Adalı) tanıdıkça büyük bir moral ve güç aldığını; ondan çok şey öğrendiğini söyledi.

PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan, HBDH’nin örgütsel, siyasi ve askeri çalışmalarında öncülük eden, Devrimci Komünarlar Partisi Merkez Komite Üyesi Gökhan Taşyakan’ın (Ulaş Adalı) şehadetinin, demokratik Türkiye’nin yaratılması için çağrı olduğunu söyledi.

Kalkan, geçtiğimiz günlerde Rojava’da şehit düşen Ulaş Adalı’nın Gezi direnişinden Kobanê’ye kadar aralıksız devam eden mücadele duruşunu ANF’ye anlattı.

İSTİKRARLI MÜCADELENİN SAHİBİ

Adalı’nın HDBH’nin hem Yürütme Kurulu üyesi olarak hem de ortak komutanlık düzeyinde görev yaptığını hatırlatan Kalkan, HDBH’nin kuruluş bildirisini de okuyan Adalı’nın şehit düşene kadar istikrarlı bir mücadelenin sahibi olduğunu söyledi. Kalkan, HBDH’nin oluşumunda bugüne dek bu kadar örgütün birlikte çalışmayı öğrenmesinde Ulaş Adalı’nın hem yaklaşımlarının hem de çabasının belirleyici düzeyde önem taşıdığını vurguladı.

SAĞDUYULU VE ÇÖZÜMLEYİCİ

Ulaş Adalı’yı HBDH çalışmaları içerisinde tanıdığını; böyle bir insanla tanıştığı ve birlikte çalıştığı için gurur duyduğunu ifade eden kalkan, şöyle anlattı: “Çalışmalara hepimizden fazla katılım sağlayarak süreklilik arz etti. HDBH’nin kuruluşunda ve sonrasındaki tartışmalara katılan ve görevli olarak yer alanlarımız içerisinde yaş itibariyle en genç olanımızdı. Fakat hepimizden daha sağduyulu yaklaştı, daha çözümleyici oldu. Derinlikli de yaklaştı. Genç olmasına rağmen mükemmel bir birikimi; yüksek bir duyarlılığı vardı. Toplum yaşamının ve devrimci çalışmanın özüne vakıftı. İlkesel duruş kadar politik olarak bütünlüklü ve birleştirici yaklaşmada da bir düzeyi vardı. HBDH’nin bu kadar hızlı kurulması, sürekli gelişerek mücadele yürütmesi ve birliğini bu kadar pekiştirmesinde Ulaş yoldaşın bu tutumunun ve çabasının büyük katkısı oldu.

MÜKEMMEL BİR KİŞİLİKTİ

Ulaş Adalı mükemmel bir kişilikti. Her zaman duyarlıydı, karşısındakini incitmemek için özen gösterirdi. Her daim kendini eğitendi. O yaşta böyle bir ideolojik-politik formasyona kavuşması önemliydi. Demek ki, böyle bir özü vardı. Anlayışlı ve kavrayışlı biriydi. Yaşamı ve toplumsal gerçeklikleri çözümlemiş; faşizmi, kapitalizmi, özel mülkiyetçiliği, devleti ve bunların kötülüklerini bilince çıkartmıştı.”

ONDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM

Tanıdıkça büyük bir moral ve güç aldığını belirterek, böyle insanlarla çalışmanın mutluluk, kıvanç ve güç verici olduğunu kaydeden Kalkan, çok iyi bir diyalogu ve ortak çalışması olan Ulaş Adalı’dan çok şey öğrendiğini dile getirdi. Kalkan, şunun altını çizdi: “Çalışmalarımız içerisinde hiçbir zaman bir zorluk ve sıkıntı olmadı. Öyle ki; giderek ayrı örgütlerden miyiz, değil miyiz, bu bile kayboldu.”

GEZİ’DEN KOBANÊ’YE

İstanbul’dan Rojava’ya uzanan mücadele çizgisine işaret eden Duran Kalkan, AKP-MHP faşizmine karşı Türkiye toplumunun ve Türk-Kürt halklarının en devrimci, demokratik, cesur ve mücadeleci duruşunu ifade ettiğini söyledi. Ulaş Adalı’nın Gezi direnişinde yaratıcı, örgütleyici, kararlı, taktik bulucu, tarz geliştirici, ikna ve öncülük edici, insanları bir anda doğruya çekici özelliğe sahip olduğunu gördüklerini belirten Kalkan, “Gezi’de AKP-MHP faşizmine karşı büyük bir cesaret ve fedakarlıkla duran kişilik, Kobanê’de DAİŞ faşizmine karşı cesaretle büyük bir kararlılıkla savaştı. Düşmanın bir olduğu da ortaya çıktığı” dedi.

SERHİLDANCI VE GERİLLA

DAİŞ karşısındaki mücadelede büyük bir savaşçı, militan ve komutan olduğunu anımsatan Kalkan, insanları eğiten, örgütleyen, ruh ve cesaret veren, en zor koşullarda yaşatan ve mücadeleye sevk eden özelliklerine dikkat çekti. Gezi’deki serhildancının, Kobanê’de gerilla ve komutan olduğunu kaydeden Kalkan, büyük militanlık ölçüleriyle hareket ettiğini vurguladı.

BÜYÜK BİR DEVRİMCİYDİ

Zor işler eğer üzerine kaldığında hiç rahatsızlık duymadan ve sıkıntı yaşamadan kabullendiğini; insanlarla ilişkilerde ilkeli olmak kadar, birlik yaratmak, uyum sağlamak ve politik olmaktaki ustalığının HDBH çalışmalarında ortaya çıktığını söyleyen Kalkan, Ulaş Adalı’nın büyük bir devrimci olarak yaşayıp savaştığını belirtti. Kalkan, şöyle devam etti: “İstediği zaman serhildancılık yaptı, istediği zaman gerillacılık. İstediği yerde oldu; İstanbul’da, Kobanê’de ve Medya Savunma Alanları’nda da. Bugün HDBH’nin eylem çerçevesi sınırlı olabilir ama bunlar niceliktir ve önemli olan niteliktir. Niteliği de Ulaş yoldaş gibi özler belirliyor. Böyle militanlar var olup devrime öncülük ettikçe devrimin zafere gideceği kesindir.”

TÜRKİYELİ DEVRİMCİLERİN EMEĞİ

Türkiye halkının devrimci mücadele birikimini Rojava Devrimi’ne taşıran Türkiyeli devrimcileri anan Kalkan, Üçüncü Dünya Savaşı’ndan çıkışı sağlayacak olan demokratik Türkiye’nin yaratılmasına şehitlerin fedakarlığı ile gidileceğini belirtti. Kalkan, şöyle konuştu: “Sibel Bulut çok değerli bir militandı. Ondaki duyarlılık, kavrama ve çözümleme düzeyini kıyaslamak gerekirse Ulaş yoldaşa benzetilebilir. Her ikisi de bize dost olan başka örgütlerdendiler. Sibel Bulut’un görüşleri, yaptığı değerlendirmeler, sözlü ve yazılı analizleri çok önemliydi. Doktor Serhat vardı. Kendisi Arap asıllıydı. Büyük bir militanlık yaptı. Medya Savunma Alanları’nda da bulunmuş, eğitim görmüştü. Yani MLKP’den, DKP Birleşik Özgürlük Güçlerinden, TKPM-L’den, TİKP’ten, kısacası Türkiye sosyalist devrimci örgütlerinden çok sayıda devrimci Rojava direnişinde yer aldı ve savaştı. Bunun sonunda büyük şehitler oldu.”

71-72 ŞEHİTLERİNE BENZİYORLAR

Ulaş Bayraktaroğlu, Aziz Güler ve Destan Temmuz’un da bu şehitler arasında olduğunu anımsatan Duran Kalkan, Rojava direnişindeki bu şehitlerin 12 Mart faşizmi karşısında direnişe geçen 1971-1972 şehitlerine benzediğini söyledi. “12 Mart faşizmine karşı Türkiye kentlerinden başlayıp Kürdistan dağlarına taşınan direniş ve o direnişin kahraman şehitleri ile benzerdirler” diyen Kalkan, şöyle devam etti: “

SİPERDE KARDEŞLİĞİN İFADESİ

1970’lerin başındaki çıkış nasıl çok önemli bir çıkış olduysa Kobanê’den çıkan direnişçiliği de böyle görmek gerekiyor. Kobanê direnişinin Türkiye devrimci ve sosyalist hareketleri açısından kendine gelme ve dahası da Kürt halkıyla, Kürt misafirperverliğiyle, Kürt yiğitliğiyle yeniden bütünleşmeyi, onu yeniden doğru tanımayı ve onunla siperde kardeşleşmeyi ifade eden bir çıkıştır.

Bu direnişe katılanlara, bu temelde gelişen dostluklara, yoldaşlıklara, düşüncelere ve eylemler büyük önem veriyoruz. Zaten o direniş bizi böyle bir birleşik devrim çizgisine getirdi, böyle de ortak hareket eder kıldı. Bunları var eden ise bu büyük şehitler oldu.

HDBH BUNU TEMSİL EDİYOR

Türkiye ve Kürdistan ortak devrimini gerçekleştirmeye öncülük edecek, böyle bir birliği oluşturmaya güç getirecek düzeyde bir şehadet gerçeği ortaya çıktı. Öyle oldu ki, Türkiye toplumuyla Kürdistan halkı yeniden buluştu. HBDH ilkeleriyle ve mücadelesiyle kesinlikle bunu temsil ediyor.”

KAHRAMANCA ŞEHADETLER ZAFERİ GARANTİLİYOR

Türkiyeli sosyalist hareketlerin bu birlik çerçevesinde ‘Kürtlerin kuyruğuna takıldığı’ şeklinde ortaya konulan söylemleri, oldukça milliyetçi ve faşizme hizmet eden bir zihniyetin ürünü olarak gördüğünü ifade eden Kalkan, “Bu birlik temelinde demokratik Ortadoğu’nun yaratılmasına öncülük edecek bir Türkiye çözümü vardır” dedi.

Demokratik Türkiye, özgür Kürdistan ilkesi temelinde gerçekleşen bir çözümden bahsettiklerini vurgulayan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, HBDH’nin Ortadoğu’ya baskı, faşizm, kapitalizm, zulüm ve ulus devlet götüren bir Türkiye değil de kardeşlik, demokrasi, devrim, özgürlük ve sosyalizm götüren bir Türkiye’yi ifade ettiğini vurguladı. Kalkan, son olarak şunları dile getirdi: “Biz inanıyoruz ki; bu büyüyecek ve Türkiye gerçeği haline gelecek ve bu da herkesin dört gözle beklediği Üçüncü Dünya Savaşı’ndan çıkışı da kurtuluşu da sağlayacak olan demokratik Türkiye’nin yaratılmasına gidecektir. Bunun temeli atılmış, nüveleri oluşturulmuştur. Bu gerçeklik şimdi filizlenip büyüyor ve bu kahramanca öncülükler ve şehadetlerle de zaferini garantiliyor ve yakınlaştırıyor.


Mustafa Karasu: Ulaş Adalı yoldaşa selam olsun!

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) Yürütme Komitesi Üyesi ve Birleşik Özgürlük Güçleri(BÖG) komutanı değerli sosyalist devrimci Ulaş Adalı (Gökhan Taşyakan)’ın şehadeti, Rojava Devrimi’nin enternasyonalist ve sosyalist karakterine yeni değerler katmıştır. Rojava’da gerçekleşen demokratik halk devriminde onlarca enternasyonalist devrimci yaşamını yitirmiştir. Avrupa’dan Avusturalya’dan, Amerika’dan Afrika’ya ve Asya’ya kadar beş kıtadan kadın erkek sosyalist devrimciler Rojava’ya koşmuş, savaş içinde yaşamlarını vermişlerdir. Bu açıdan Rojava Devrimi 21. yüzyılın ilk büyük enternasyonalist demokratik devrim karakteriyle tarihteki yerini almıştır. Rojava Devrimi’yle tüm demokratik devrimciler ve sosyalistler bir nefes almışlardır. Kapitalist modernitenin insanlığı çürüttüğü bir çağda güçlü bir umut ışığı olmuştur. Özellikle beş bin yıllık devletçi sistemin Ortadoğu’da yarattığı despotizm ağır darbe yemiştir. Emperyalist, kapitalist ve despotik devletler arasında sıkışan Ortadoğu halkları, kadın özgürlükçü örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik konfederal sistemle özgürlüğe kavuşacaklarını görmüşlerdir. Böylece Ortadoğu halkları, despotik diktatörlerle kapitalizmin sömürüsüne açılmış liberal soslu devletler arasında tercih yapma durumundan kurtulmuşlardır.

Ulaş Adalı yoldaş, Önder Apo çizgisinde gelişen Rojava Devrimi’nin Ortadoğu’nun kara kaderini kırarak, tüm halklar için özgürlük ve demokrasi vahası olacağını görerek Rojava Devrimi’ne koşmuş; bilinciyle, kişiliğiyle, devrimci karakteriyle bu devrime büyük değerler katmıştır. Kobanê’de insanlık savaşında yer almış, tüm dünyanın, Türkiye ve Kürdistan’ın Kobanê için ayağa kalkmasında rol oynamıştır. Rojava Devrimi’nin en sıcak anlarında yüzünü devrime dönmesi, onun devrimci karakterini ortaya koymuştur. Kuşkusuz devrim başka bir alanda gerçekleşseydi Ulaş Adalı yoldaş orada da olurdu.

Ulaş Adalı yoldaş, tarihe örnek genç sosyalist önderlerden biri olarak geçecektir. Bilinciyle yaşı karşılaştırıldığında bilincinin çok yüksek olması, onun nasıl bir sorumlu devrimci olduğunu göstermektedir. Yaşamında yaşadıklarını ve gördüklerini sosyalist teorinin süzgecinden geçirerek derin bilince kavuşturması, onun öncü karakterini otaya koymaktadır. Böyle devrimci sosyalist karakterlerin varlığı, Türkiye topraklarında Mahirlerin, Denizlerin ve İbrahim Kaypakkayaların devrimci karakterinde somutlaşan devrimci sosyalist özün güçlü etkisini ortaya koymaktadır. Tabii ki Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli, Vedat Türkali gibi yaşamlarında hep tutarlı bir çizgi tutturmuş, büyük değerler yaratmış devrimcilerin de Türkiye topraklarında sosyalist damarın canlı tutulmasında, devrimci ruhun varlığında büyük emekleri vardır. İşte Ulaş Adalı yoldaş, Türkiye ve Kürdistan’da on yıllardır yürütülen devrimci mücadelenin yarattığı devrimci kişilik olarak bu değerleri en yüksek düzeyde temsil etmesini bilmiştir. Bu değerleri son nefesine kadar temsil eden Ulaş Adalı yoldaşa selam olsun! Ulaş yoldaş, tüm büyük devrimciler gibi unutulmayacak, Kürdistan, Türkiye, Ortadoğu ve dünyadaki tüm devrimlerde yaşatılacaktır. Ulaş Adalıları yetiştiren Türkiye halklarına ve analarına duyulan sorumluluk da devrimci mücadelemizde yaşatılacaktır.

Ulaş Adalı yoldaş, halkların kardeşliği ve mücadele birliğinin sembolü olarak da rolünü oynayacaktır. Onun duruşu, özgür Kürdistan, demokratik Türkiye ve demokratik Ortadoğu devriminde yaşatılacaktır, temsil edilecektir. Ulaş yoldaş da büyük Türkiyeli devrimciler ve Önder Apo’nun ilk yoldaşları olan, PKK’nin ruhunu oluşturan Kemal Pir ve Haki Karer yoldaşlar gibi Kürdistan devriminde Türkiye ve Ortadoğu devrimini görmüştür. Kürdistan’da gerçekleşen devrime koşması; Türkiye halklarıyla Kürdistan halklarının birleşik devrim hareketi olan HBDH’nin kurucuları içinde yer alması da bu nedenledir. HBDH’nin kurucusu olduğu gibi, son ana kadar da Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin öncü yönetimi olarak rolünü oynamıştır. HBDH, bu şahadetten sonra Türkiye halklarının devrimci mücadelesinde rolünü daha fazla oynayacaktır. Ulaş Adalı’nın kişiliği, devrimci yaşamı ve çağrısı bunu gerektirmektedir.

Ulaş Adalı gibi devrimci önderlerin varlığı, Türkiye’de devrimci mücadelenin gelişebileceğini, AKP-MHP faşist iktidarının yenilebileceğini ortaya koymaktadır. Ulaş Adalı gibi devrimcilerin ortaya çıktığı yerde Tayyip Erdoğan gibi dünyası dar, şovenist, toplumlar üzerinde entrika, oyun, zulüm ve baskıdan başka bir şey düşünmeyen bir karakterin ve onun etrafındaki topluluğun kazanma şansı olabilir mi? Bu topraklardan Orhan Yılmazkaya, Paramaz Kızılbaş, Ulaş Bayraktaroğlu, Ayşe Deniz Karacagil gibi devrimciler çıkıyorsa, bunların yarattığı devrimci ruh bu faşist iktidarı mutlaka yenilgiye uğratacaktır.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi bu faşist iktidarı yenilgiye uğratma iradesi ve kararlılığının ifadesidir. HBDH çizgisi, mücadele anlayışı ve birleşik devrimci ruh, karakter, örgütsel yapılanması ve eylem çizgisi pratikleştirildiği takdirde AKP iktidarının ömrü uzun olmayacaktır. Türkiye gibi siyasal, toplumsal krizin ağırlaştığı ortamda halkların özgürlük ve demokrasi istemine cevap veren hareketler ve siyasi güçler mutlaka kazanır. Türkiye’de devrimci güçler birleştiğinde AKP iktidarının ayakta kalma şansı yoktur. Şuradan, buradan gelen sıcak paralarla ekonomisini ayakta tutması da uzun sürmeyecektir. Türkiye halklarını birleştiren bir politika değil de, kendileri gibi düşünmeyenleri ve Kürt halkını tasfiye etmek için sürekli gerici ittifaklar arayan bir iktidarın ömrü kesinlikle uzun olmayacaktır. Düne kadar IŞİD ve El Nusra’ya dayanan Tayyip Erdoğan’ın, bunlar etkisizleşince şimdi yeniden klasik Kürt düşmanı ittifaklara yönelmesi, bu iktidarın çaresizliğinin ve çözümsüzlüğünün ifadesidir. Bu politik savrulmalar bile bu iktidarın ömrünün uzun olmayacağını göstermektedir.

Ulaş Adalı yoldaş, Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin Yürütmesi içinde görevini yürütürken şehit düşmüştür. Onun anısına verilecek en iyi cevap, Türkiye’de Birleşik Devrim Hareketini geliştirmek olmalıdır. AKP faşist iktidarı bu Birleşik Devrim Hareketini yeterli geliştiremediğimiz için ayakta kalmaktadır. Hem meşru mücadele alanlarında, hem legal demokratik alanlarda birleşik demokratik devrim mücadelesi geliştirilirse Türkiye’de demokratik devrimi gerçekleştirmek zor olmayacaktır. Kim demokratik Türkiye ve özgür Kürdistan amacına ulaşmak istiyorsa Birleşik Devrim mücadelesini geliştirmek zorundadır. Türkiye’nin de Kürdistan halkının da ihtiyacı olan şey budur.

Eğer Türkiye’de halkların ortak demokratik devrim mücadelesi gelişmiyorsa bunun önemli bir nedeni de Türk devletinin yürüttüğü özel savaştır. Türkiye’nin egemen güçleri, iktidarları özellikle Türkiye halklarının ortak mücadelesini engellemek için yoğun çaba gösteriyorlar. Türkiye halklarının Kürt halkıyla ortak mücadele içine girmemesi için her yol ve yöntemi denemektedirler. Yine Alevilerin demokrasi mücadelesi içine girmesini engellemek istemektedirler. Bir taraftan şovenizm ve mezhepçilik geliştirilirken, diğer taraftan Türkiye halklarını ve Alevi kurumlarını Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin mücadelesinden uzak tutma çabası yürütülmektedir. Kürtler içinde ise Türkiye solu ve demokrasi güçleriyle olmaz anlayışı geliştirilmeye çalışılmaktadır. Tüm bunlar aynı merkezden yönlendirilen özel savaş ve psikolojik savaşın sonuçlarıdır.

Tüm devrimcilere ve demokratlara düşen görev ise Türkiye’deki egemen güçlerin ve iktidarların yürüttüğü bu özel savaşı aşmak, Türkiye halklarının mücadelesini ortaklaştırmaktır. Bu sağlandığında, özellikle son yüzyılda demokrasi ve özgürlük için büyük bedeller ödeyen Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında büyük bir demokratik devrim gerçekleşecek, bu demokratik devrim tüm Ortadoğu’ya dalga dalga yayılacak; Ulaş Adalıların özlemi olan özgür Kürdistan, demokratik Türkiye ve demokratik Ortadoğu’ya kavuşulacaktır.

Mustafa Karasu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*