ATEŞ KUŞLARINA – İmera Fera Yeşilgöz

Orada, çok sevip ölenler, ağaçların altında

Her gün göreceğiz onları

Yiğit erkekler, cesur kadınların kanatlarında,

Türkülerinde hep aşk masalları

İlya Ehrenburg/Paris Düşerken

            Yolcu kalabilmek için, yolda olabilmek gerekir. Seni, yola çıkartan, yolcu olmanı sağlayan nedenlere bağlılığını her an’da koruyabilmen gerekir ki yoldan çıkmayasın. Hiçbir yol doğrusal çizgi misali düz değildir. Nereden eseceği belli olmayan kum fırtınalarında savrulmamak, akıntılara kapılmamak için güçlü olmalıdır yolcu. Yürüdüğün yol kadar önemlidir yol arkadaşları. Çığ düştüğünde, üzerindeki karları elleriyle küreyecek yol arkadaşların olmalıdır. Elbette yolu ve yolcuyu menzile ulaştıracak bir rehber olmalıdır. Rehber; yüzdüğün suyun içinde boğarken kendini seni okyanuslarda yüzdürendir, sonsuz deryalara taşıyandır, hırçın dalgalara ilk dalandır.

            Bizim hayatımızda yolcu biziz, devrimcilerdir. Bizim için yol, komünizmi gerçekleştirebilmek için sürdürdüğümüz mücadeledir. Bize, zorluklarla mücadele daima yürüme gücü verecek olan devrimci irademizdir. Devrimci iradeyi, devrimcilerde örgütleyecek olansa devrimci partidir. Partileşme ile devrimci irade gelişir. Bir devrimci; partileşebildiği oranda düşmanı yenme, zaferi kazanabilme gücüne sahip olur. Kendimizi, kendimizden önce düşünen yol arkadaşlarımız ise yoldaşlarımızdır. Yoldaşlarımız; partiye duyduğumuz inancın, partimizin zaferinin kesinliğinin, devrimci yaşamın, parti yaşamının taşıyıcı özneleridir. Parti yaşamı, kendisini yoldaşlık ilişkilerinde ifadelendirir, somutlar. Devrimciyi, devrimci partiyi zafere taşıyacak rehber ise devrimci önderdir. Devrimci önder, mücadelenin zafer garantörüdür. Zafer için, odaklanılması gereken doğru öncülüktür. Devrimci önder, mücadelede her şeydir. Ordular komutanın gölgesidir. Bir komutan ordusunu kendine göre biçimlendirir.

            Özgürlük gücü gerillalarının öncü komünist partisi Devrimci Komünarlar Partisi’dir. Devrimci Komünarlar Partisi’nin önderi, Birleşik Özgürlük Güçleri’nin Başkomutanı Ulaş Bayraktaroğlu’dur. Mehmet Yoldaş, devrim mücadelemizin rehberi, önderidir.

Beş bin Mehmet yürüyor güneşe

Mehmet kavgayı öğretiyor.”

            Tüm ölümsüzlerimizin direnişlerine baktığımızda, Mehmet Yoldaşın, önder olarak, komutan olarak yenilmezler ordusunu kurduğunu, zafer gerillaları yetiştirdiğini görürüz. Ölümsüzleşen yoldaşlarımızın, Mehmet Yoldaşın birer parçası olduğunu hissederiz.

            Mehmet Yoldaş; Rasih’in komutanlaşma iradesi, İdil ve Cömert’in son mermisidir. Mehmet Ali’yi Dersim’e yürüten, Aynur’u öncüleştiren güçtür.

Onlar

Yüreğimizin ovalarına çiselenirler

            Her yoldaşımızın kalp atışlarını, kendi yüreğimizin içinde duyarız. Ölümsüzleşmek, bir ayrılık değildir bizim için. Ayrılığın yalnızca bedenlerimizle sınırlı olduğunu bilerek, ölümsüzlerimizle yaşarız. Elbette canımızdan can kopuyor, bir nabzın avuçlarımızın içinden giderek zayıfladığına tanık olduğumuzda. Günlerin ışıl ışıl cıvıltısına kapkara bir sıkıntı katresi düşer, bir yoldaşımızın soluğunu rüzgarlara kattığında. Biz, yine de yürümeye devam ederiz.

            Her bir yoldaşımızın toprağını göz yaşlarımızla suladık. Kimi yoldaşlarımızı toprağa dahi koyamadık. Sanılmasın ki göz yaşlarımız zayıflığımızdandır. Yanaklarımızdan süzülüp, yoldaşlarımızın soluksuz bedenlerinin üzerine düşen her damla, onlara verdiğimiz sözümüzdür. Devrimci için söz her şeydir. Bir devrimci, sözünün gereğini mutlaka yapmalıdır.

            Beni yolculaştıransa; “DEVRİM! Sislerin arasından kopup gelen güneş gibi bir söz bu”. Raperinden razerine değin çalışan proletaryayı gün be gün sömüren sistemin çarklarını kırmaktı. Kader Ortakaya tutsaklıktan özgürlüğe çekilen teli kadın iradesiyle aşarak tüm kadınları direnişe çağırıyordu. Bedrettin’e mezarı başında silahına omuz olacağıma söz vermiştim. Asiye ile kızkardeşliğimiz sınırıları aşmıştı. Heval’in toprağını Özge’nin o küçük avuçlarına taşımalıydım.

“Ve direndik

Ordular kurduk türkü renklerinden

Bütün ağıtları bir hücumda yendik

Acıya kurşun işlemez artık

Bize yaşamayı zulümsüz sevdik”

            Son olarak;

            Komünarların, Özgürlük Güçleri’nin zaferinin kesinliğine olan inancımız için, Mehmet Yoldaşa bakmak yeterli olacaktır. Mehmet Yoldaş, örgütümüzün içerisinde ki her zaman ilk güçtü. Yani önder, komutan örgüt içerisinde ki ilk güçtür diyebiliriz. Mehmet Yoldaş, kendisinin gitmediği yere savaşçısını göndermeyendi. Düşmana karşı savaşırken de, çiçekli bir yol dediği ölümsüzlüğe yürürken de, bir adım önümüzdeydi. Mehmet Yoldaş düşündüğü gibi, inandığı gibi yaşadı. Devrimci bir yaşamın ve savaşın önderiydi. Bizler, Özgürlük Gücü gerillaları… Mehmet Yoldaşın kızları, oğulları, kardeşleri, savaşçıları, yoldaşlarıyız.

            Suphi’nin Tamer’in Rasih’in Cemre’nin Doğan’ın Robin’in Cihan’ın İdil’in Cömert’in Zahide’nin Hasan’ın Ulaş’ın Nurhak’ın Bayram Ali’nin Mehmet Ali’nin Aynur’un İmran’ın yoldaşlarıyız. Yoldaşlarımıza, ölümsüzlerimize, önderimize duyduğumuz bağlılığımızı eylemimizle, düşmana büyük vurarak her anımızda somutlayacağımıza and içiyoruz.

            Yoldaşlarımızla paylaştığımız her anın üzerine söz olsun ki, yoldaşlarımızın ulaşmak için canlarını verdiği hedefle mutlaka ve mutlaka varacağız.

            Önderimze, yoldaşlarımıza hissettiğimiz sevgimizin ve özlemimizin hakkı için;

FEDA OLSUN VARLIĞIMIZ ÖZGÜRLÜK GÜÇLERİ’NİN ZAFERİNE !

İmera Fera Yeşilgöz

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*