Komün Ailesi: İnanıyoruz, güveniyoruz; Ateş kuşları zafere ‘Ulaş’acak

Bugün 9 Mayıs “Ateş kuşlarının” öncüsü, kardeşimiz, evladımız, yoldaşımız Ulaş Bayraktaroğlu’nun sonsuzluğa uğurlanışının dördüncü yılı. Onun yoldaşları tarafından her yıl 9-16 Mayıs arası “ölümsüzleri anma” haftası olarak ilan edildi.

Bizde evlatlarını, kızlarını, oğullarını, kardeşlerini onurlu bir kavgada toprağa veren komünarcıların aileleri olarak hepsini tek tek saygıyla anıyor, geride kalan gömleklerinin, elbiselerinin kokusunu her gün içimize çekerek onları yaşıyor ve onların değerlerini yaşatıyoruz.

Kara gözlü Bedrettinimizi, kartal bakışlı Mahirimizi, gözleri gülen Azizimizi, bıçkın Eylemimizi, yüreğini çocuklarımızın yüreği ile birleştiren Michaeli, genç yaşta elleri nasırlaşan Muzafferimizi, yaşam dolu İbrahimimizi, hayata mavilik veren Gökhanımızı, kasırgaların oğlu Barış Mustafamızı, her günü bayram gibi yaşayan Hüseyin Cemimizi, kıvırcık Görkemimizi, son cenklerinde gülüşleri birbirine karışan Özgemiz, Asiyemiz, Yusufbaşımız, Cenkimizi, hepimize dokunmuş Yasinimizi, kahkalarıyla yaşamı üreten Gözemizi bu hafta vesilesiyle anıyor, onların yolunda yürüyen, isimlerini isim edinen yol arkadaşlarına inanıyor, güveniyoruz. Hiçbir yerdeyken her yerde olanlara selam olsun. Ateş kuşları zafere ulaşacaktır.

Çocuklarımız herkesin acısını acı bilerek, yeni doğan her çocuğun özgürce gülebildiği bir dünya için kendilerini genç yaşta ortaya koyma erdemini gösterdiler. Bu eşitsiz ve adaletsiz dünyanın umudu oldular. Bir an olsun geri durmadılar, evde pişen sıcak yemek sofrasına nasıl koştularsa öyle koştular özgürlüğe. Bir çoğumuzun tek çocuğuydu. Bir kısmımızın birkaç evladından bir tanesi. Ancak onlar öyle bir yolda yürüdüler ki, şimdi Türk, Kürt, Arap halklarının, binlerce anne babanın evladı olarak gömüldüler toprağa. Binlerce evde hiç tanışmadıkları hanelerin duvarlarında asılı fotoğrafları. Ve yüzbinlerce gençle kardeşleşerek bizlere zamane iktidar gücünün anlayamayacağı ölümsüzleşen bir miras bıraktılar.

Onları anmak, adlarını haykırmaktır. Onları anmak, sözlerini bayraklaştırmaktır. Adımladıkları sokakları özgürlüğün, adaletin bahçelerine çevirmektir. Şimdi o sokaklar kuşatılmaya çalışılıyor. Şimdi o sokaklarda işçilere, emekçilere intihar dayatılıyor. Kadınlara o sokaklarda katliam, cinsel saldırı dayatılıyor. Kürtlere linç, çocuklara istismar dayatılıyor. Birçok evladımızın doğdukları, yaşadıkları şehirlere defnedilmesini engelleyerek onları görünmez kılmaya, bazılarının mezar taşlarına saldırarak, isimlerinin halkların hafızasına nakşedilmesine engel olmaya çalıştılar. Yüzlerce genç ölümsüzleşen evlatlarımızın ismini söylediği, resmini astığı için yargılandı, tutsak edildi. Ama koza kırıldı, kabuk çatladı. Şimdi sokaklara çıkan, barbar saldırganlığa rağmen durdurulamayan, özgürlük gücünün uyandığı günleri yaşıyoruz. Zulmün boynuna uzanan her elde, kalkanların önüne dikilen her bakışta, kadınların sokakları her mora boyayışında, her işçi kızıllığında “bizimkileri” görüyoruz.

Dost düşman bilsin ki ne evlatlarımızdan ne de onların değerlerinden vazgeçmeyeceğiz. Son anımıza kadar onurlarını taşıyacağız. Bu topraklara birer özgürlük fidanı olarak düşen onlar, yarın dünyanın her tarafında kök salmış bir özgürlük ağacı olarak yeşereceklerdir.

Kavgalarına da umutlarına da sahip çıkıyoruz.

Göğü fethe çıkan komünarların aileleri.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*