DKP/BÖG Üyesi Keleş: Faşizmi yıkmak, özgürlüğü kazanmak için tek yol birleşik devrimci mücadeledir!

Devrimci Komünarlar Partisi Birleşik Özgürlük Güçleri Üyesi Tufan Pir Keleş, Halkın Günlüğü’ne yaptığı değerlendirmelerde birleşik mücadelenin önemine vurgu yaparak “Faşizmi yıkmak, özgürlüğü kazanmak için tek yol birleşik devrimci mücadeledir. 2021 1 Mayıs’ı bu anlamıyla birleşik mücadele güçleri açısından, işçi sınıfı ve ezilen halklar açısından kritik öneme sahiptir.” dedi

HBDH’ın 5 yıllı geride bırakan mücadele süreci ile ilgili olarakta Keleş, “HBDH hem Kürdistan Özgürlük Hareketinin hem de Türkiye Devrimci Hareketlerinin yan yana gelişleri itibariyle devrim tarihimiz açısından nitel bir sıçramadır. Bu anlamıyla HBDH’ın kuruluşu, TDH’nin nitel sıçramasıdır. HBDH’ın son 5 yıllık gelişimi ise bu sıçramanın doğru yönde örgütlendiğini ve büyüdüğünü gösteriyor.” İfadelerini kullandı.

“Faşizmi yıkmak, özgürlüğü kazanmak için tek yol birleşik devrimci mücadeledir!”

Merhaba, kendinizi tanıtır mısınız?

– Öncelikle HBDH bileşenlerinden olan partimiz DKP/BÖG adına bu röportajda emeği geçen yayın kadrosuna teşekkür ederim. Başarılar yoldaşlar.

Adım Tufan Pir Keleş, DKP/BÖG Üyesiyim.

Hem emperyalist kapitalist sistemdeki hem bölgedeki hem de Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki siyasi-ekonomik gelişmeler coğrafyamızda devrim mücadelesinin gelişimine olanak ve fırsatlar sunan güçlü bir zemin olmasına rağmen devrim mücadelesi istenilen boyutta değil, bunu nasıl açıklayabiliriz?

– Dünya’nın her yerinde korona pandemisi ile birlikte derinleşen en ileri gelişmiş ülkelerden en gelişmesi engellenmiş ülkelere kadar sömürünün ve sömürgeciliğin yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Emperyalist-kapitalist sistemin temelleri pandemi ile daha fazla sallanırken aynı zamanda bu salgın krizi burjuvazi tarafından fırsata çevrilmeye çalışılarak daha fazla kar hırsıyla işçi sınıfının ve ezilenlerin yaşamının üzerine çöküyor. Marx ve Engels’in komünist manifestoda dile getirdikleri komünizm hayaleti emperyalist-kapitalist sistem karşında bu koşullarda işçi sınıfı ve ezilen halklar için giderek büyüyen bir umut olarak bir kez daha beliriyor. En genel anlamıyla Emperyalist-kapitalist sistem bu umudu yıkmaya, devrimciler ise bu umudu gerçek kılmaya çalışıyor.

Emperyalist-kapitalizmin uluslararası müdahale gücü birçok ülkedeki üretim ilişkilerini yeniden dizayn etti. Bu dizaynlar yıkımlarla gerçekleştirildi. Kimi yerlerde bu işgallerle kimi yerlerde darbelerle örgütlendi. Türkiye ve Kürdistan açısından da darbeyle gelişen böyle bir durum söz konusudur. 1980 darbesi sonucu hem askeri gücün toplumsal mücadele güçlerinin tümünü teslim alma saldırısı hem de ekonomik ilişkilerin neoliberal politikalar doğrultusunda yeniden örgütlenmesi ülkede büyüyen devrimci dalgayı önce kırdı sonra da etkisini zayıflattı. Emperyalist-kapitalist sistemin gelişimi en genel anlamıyla üretimi parçaladı ve esnekleştirdi, esnek üretim tarzı aynı zamanda işçi sınıfı da böldü, işçi sınıfının örgütlü gücünü de parçaladı. Emeğin yoğunlaşan sömürüsü aynı zamanda eritildi. Bu da işçi sınıfı ile devrimciler arasındaki buluşma alanlarını hem daralttı hem de dağıttı.

Bu anlamıyla Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki devrim mücadelesinin istenilen boyuta ulaşamamasının önemli sebeplerinden biri emperyalist-kapitalist sistemin devrim güçleri karşısında başarısı sonucu müdahale gücü oldu. Sovyetlerin yıkılması ile Amerikan emperyalizmin belirleyici rolü doğrultusunda örgütlenen Türkiye Cumhuriyeti de bu adreslerden biri oldu.

Bir diğer önemli sorun ise Türkiye Devrimci Hareketinin Marksist-Leninist temeldeki yoğunlaşmasını doğru anda birleştirememesidir. Özellikle 80 darbesi öncesi kitleselleşen sol, komünist hareket iktidarı yıkma merkezli bir düşüncenin etrafında birleşemedi, gelişen darbe sürecine yeterli cevap üretemedi. Bu da Türkiye Devrimci Hareketinin önemli ölçülerde tasfiye sürecini örgütledi ve devrimci hareketi zayıflattı. Bu tespitler ışığında bugün devrim mücadelesinin istenilen boyutlara gelememesinin temelini ortaya koymuş olduk. Bugün AKP-MHP faşizmi ile gelişen süreç için ise o tarihten bugüne devrimci hareketin parçalı yapısı ve düzen içi mücadele yöntemleri ile açıklanabilir. Devrimci mücadelenin istenilen boyuta ulaşamamasının en önemli sebepleri içinde bugün en birincil sırada iktidar hedefinden uzaklaşma, düzen içi mücadele yöntemleriyle sonuç alma pratiği ikinci olarak ise devrimci mücadelenin parçalı yapısı diyebiliriz.

Peki, bu durumu nasıl aşabiliriz, partinizin bu konudaki yaklaşımı nedir?

– DKP/BÖG birinci soruya yanıt olarak kendi kuruluşunu ilan etti. Bu anlamıyla devrimci harekette birlik ve proletaryanın iktidarını hedefleyen bir partiyiz. Kuruluşumuz itibariyle Türkiye devrimci hareketinin düşük düzey sol pozisyonuna itiraz ettik, düzen içi mücadele yöntemlerine ve arayışlarına itiraz ettik, işçi sınıfının ve ezilenlerin iktidarını kurma eksenli zor yöntemi ve birleşik mücadeleyi temel alan bir yaklaşımımız oldu. Bu noktada TDH tarihine de geçecek önemli atılımlarımız oldu. Bunlardan birincisi TDH içinde birçok siyasi çevrenin sağa kaydığı bir dönemde mücadelenin içerisinde adım adım yasadışı devrimci mücadele zeminine geçen bir parti çıkardık. Gezi direnişinin yenilmesinde gizli örgütlenmiş, iktidarın zor aygıtları ile kavga edebilecek bir partinin olmayışı eksikliği ile yola çıktık ve silahlı, illegal bir örgüt kurmayı başardık. İkinci olarak Kürt halkının özgürleşmesi ve Türkiye işçi sınıfının zaferi noktasında stratejik bir hat çizerek Kürt sorununda birleşik mücadele çizgisini koyduk. Hem enternasyonalist dayanışmayı Kobane işgaline dur diyerek Kürt halkının yanında yer alarak, savaşarak gerçekleştirdik hem de Kürt halkının örgütlü gücü Kürdistan Özgürlük Hareketi ile daha derinden ilişkiler kurarak aynı cephe ve alanlarda mücadele etmeye başladık. Bakur devrimi ile Türkiye devriminin stratejik olduğu sonucu ile hareket ettik. Partimizin gelişim evresi tüm yetersiz ve eksiklerine rağmen devrimci mücadelenin istenilen boyuta ulaşamamasında sorulara cevap niteliğinde bir kopuşu temsil ediyor. Bugün devrim ve sosyalizm mücadelesinde tüm gücümüzle bu eksikleri giderme amaçlı çalışmalarımızı yürütmeye devam ediyoruz.

Halkların Birleşik Devrim Hareketinin devrim mücadelesindeki yerini nasıl tarif ediyorsunuz?

– HBDH, Türkiye ve Kürdistan devrimi için stratejik bir örgütlenmedir. Bugün Türkiye egemenleri işçi sınıfı ve ezilen halkları şovenizm zehri ile bölmüş, halkların düşmanlaşması noktasında tüm özel savaş yöntemlerini uygulamış ve devrimci mücadelenin gelişimine sürekli bu yolla darbeler vurmuştur. Büyüyen işçi sınıfı hareketi düzenli olarak Kürt sorunu ile hizaya çekilmiş, işçi sınıfının talepleri vatan-millet-sakarya taleplerinin gerisine itilmiştir. Bu anlamıyla işçi sınıfı ve ezilen Kürt halkı arasında bir mesafe yaratılmıştır, TDH’nin de bir bölümü bu mesafe içinde yerini almış ve ulusalcı kimliği ile ezilen Kürt halkına karşı düşmanlığı örgütlemiştir. Kürt sorununda devrimci tutum TDH için turnusol kâğıdı görevi haline gelmiştir. Bugüne kadar işçi sınıfı ve Kürt halkının özgürlüğünün kazanılması noktasında birçok girişim olmuştur, ancak en somut gelişme HBDH ile yaşanmıştır.

İşçi sınıfı mücadelesi ile Kürt halkının mücadele ortaklığını buluşturacak yegâne birleşik mücadele gücü bugün HBDH’tır. HBDH, faşist iktidarın sömürü ve sömürgecilik hayallerini kabusa çeviren bir harekettir. Türkiye sermayesinin işçi sınıfının emeğini sömürmesi ve Kürdistanı sömürgeleştirmesi üzerinden gelişmesine engelleme üzerine kurulmuş bir harekettir. HBDH, herkesin içinde yer alacağı, mücadele yürüteceği bir oluşum olarak devrim talebinin somutlaşmasını yürütecek en önemli birleşik güç olarak kurulmuştur. Türkiye ve Kürdistan devrimini gerçekleştirecek örgütün adı bugün HBDH’tır.

Kurulduğundan itibaren HBDH’ın aktif bileşenisiniz, geride kalan 5 yıllık mücadele sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

– HBDH kuruluş gününden itibaren devrimci hareket içinde bir umut ışığı oldu. DKP/BÖG kurulduğunda ilk bildirisini yayınladığında TDH’de yarattığı sinerjiyi hissetmiştik. Doğru yoldaydık. HBDH’de da aynı sinerjinin yakalandığını ve sürekli geliştiğini görüyoruz. HBDH hem Kürdistan Özgürlük Hareketinin hem de Türkiye Devrimci Hareketlerinin yan yana gelişleri itibariyle devrim tarihimiz açısından nitel bir sıçramadır. Bu anlamıyla HBDH’nin kuruluşu, TDH’nin nitel sıçramasıdır. HBDH’nin son 5 yıllık gelişimi ise bu sıçramanın doğru yönde örgütlendiğini ve büyüdüğünü gösteriyor. Hem askeri hem de siyasi olarak düşmanı okuyan ve hedefleyen bir pratik gelişti. Dağlarda ve kentlerde HBDH’nin adının duyulmadığı tek bir alan kalmadı. HBDH, her yerde olabilmenin ve faşizme darbe vurabilmenin adresi oldu. HBDH kuruluşundan bugüne 5 yıl içerisinde bu anlamıyla önemli bir eylem gücü açığa çıkardı. AKP-MHP faşizminin işçi sınıfı ve ezilen halklara yönelik saldırılarında özel olarak örgütlendiği bu 5 yılda faşizmin kale olarak koruduğu alanları bombaladı, faşizmin destekçisi sermaye güçlerini, patronları hedef aldı, faşizmin koruma memurlarını her yerde imhaya yöneldi. Bu pratikler 5 yıl itibariyle olumlu gelişmelerdi. Bu 5 yıllık mücadele içinde HBDH çalışmalarının örgütlenmesinde, geliştirilmesinde, büyütülmesinde emeği olan birleşik devrim komutanları Ulaş Adalı, Delal Amed, Baran Serhat, Yılmaz Kes, Nubar Ozanyan, Aynur Ada, Sinan Dersim yoldaşları da saygıyla anıyorum. Bu 5 yıl içinde HBDH aynı zamanda bir ölümsüzler hareketi oldu. Her biri çok değerli yoldaşlarımız birleşik devrimin zafere ulaşması mücadelesinde ölümsüzleşti. Bir kez daha onları saygıyla anıyorum.

Olumsuz olan yetersizliklerimiz ise kitlesel anlamda birleşik devrim mücadelesini daha ileriye sıçratamayışımızda yatıyor. Faşizm çöküyor, ancak hala işçi sınıfı ve ezilen halkların kanı üzerinden sömürüye devam ediyor. Birleşik mücadelenin önemi yavaş kavranıyor, bu durumun değişmesi için birleşik devrim anlayışına daha fazla yoğunlaşmak, daha fazla emek harcamak gerekiyor.

5 yıl itibariyle faşist iktidarı hedefleyen çalışmaların gücünün daha fazla artması ve artık zafere ulaşması gerekiyor.

HBDH, devrim mücadelesindeki rolünü daha ileriye taşımak için bir hamle başlattı. “Faşizmi Yıkacağız, Özgürlüğü Kazanacağız” devrimci hamlesi, bu hamle devrimci kamuoyunda nasıl bir karşılık buldu? Devrimci seferberlik hamlesinin bugüne kadar ki sürecini (pratiğini ve sonuçlarını) nasıl değerlendiriyorsunuz?

– HBDH’ın başlatmış olduğu devrimci seferberlik hamlesi, faşizmin topyekûn saldırılarına karşı topyekûn karşı koymayı, direnmeyi ve yıkmayı hedefliyor. Bu doğrultuda bu hamlenin anlamı çok önemlidir. Bugünden yarına öyle kolay sonuç alınacak bir hamle de değildir, ancak uluslararası emperyalist güçlerin desteği ile inşası gerçekleştirilen AKP-MHP faşizmine karşı başlatılan devrimci seferberlik hamlesi ilanından itibaren faşizmi korkutmuştur. 2020 Ekim ayında ilanı gerçekleşen bu hamle doğrultusunda onlarca eylem faşizmin merkez ve destek üslerine yönelik gerçekleştirilmiştir. Faşizmi bu anlamıyla doğrudan hedef alan eylem çizgisi faşizmi yıkma kararlılığı noktasında Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halklarına, toplumsal mücadele güçlerine cesaret vermiştir. Bu devrimci seferberlik hamlesi etrafında bir kenetlenme gelişmiştir. Başta geleceği çalınan gençlik olmak üzere, kadın hareketi bir bütün toplumsal mücadele dinamiklerinin önemli bileşenleri bu hamle etrafından buluşmuş ve birleşik mücadele güçlerini örgütlemiştir. HBDH’ın devrimci seferberlik hamlesi bu anlamıyla sadece askeri değil aynı zamanda siyasal bir zemin de yakalayarak faşizme karşı mücadele de önemli bir eşik olmuştur.

Faşizmin Boğaziçi, İstanbul sözleşmesi, işçi direnişleri, işgal saldırıları karşısında birleşik mücadele güçleri olarak devrimci kamuoyu buluşmuştur. Bu kısım önemlidir, çünkü HBDH’ın devrimci seferberlik hamlesinin somutlanması buralarda canlılık kazanmıştır. Önemli bir evredir. Faşizmin tüm baskı ve zorbalıklarına karşı bir birleşik irade açığa çıkmıştır. Bu irade uzun zamandır sesini yükseltmek de zorlanıyordu, ancak gördü ki HBDH var, hesap sorma gücü var, bugüne kadar TDH’de çok eksik kalan bir yan faşistlerden, faşizmden hesap sorma gücü tekrar canlanıyor. Devrimci kamuoyu bu anlamıyla “faşizmi yıkacağız, özgürlüğü kazanacağız” devrimci seferberlik hamlesini sahiplendi ve gücü oranında birleşik mücadele mevzileri kurmaya başladı. Bu aşama önemli, ancak yetersizdir. Fiili, meşru, birleşik, kitlesel ve militan bir mücadele çizgisine doğru ilerlemesi gerekiyor. Bunun zemini bugün faşist iktidarın saldırdığı her alanda var. Migros depo işçilerinin direnişi, kadın cinayetleri, kod-29 uygulamaları, işgalci politikalar vb. hepsi birleşik mücadelenin faşizmi karşı örgütlenme alanları olarak, sokakta mücadele sesinin en çok çıktığı direniş alanları olarak yer alıyor.

Önümüzdeki 1 Mayıs süreci HBDH’ın devrimci seferberlik hamlesi açısından birinci aşamayı ifade ediyor. Bugüne kadar geçen zaman diliminde HBDH eylemleri ile dost güçlere güven verdi, faşizmin korkularını arttırdı. 1 Mayıs’la birlikte “faşizmi yıkacağız, özgürlüğü kazanacağız” hamlesini en kitlesel düzeyde yaymak ve verili durumun üzerine çıkarak 2021 yılı içinde faşizmin yıkılmasını sağlamak en güncel görevimiz olarak önümüzde duruyor.

En geniş anti-faşist mücadelenin örülmesinden bahsediyorsunuz, bundan neyi hedefliyorsunuz?

– En geniş anti-faşist mücadelenin örgütlenmesi noktasında öncelikle faşizme karşı mücadele de birleşik çekirdeğin oluşturulması gerekiyor. Yoksa bugüne kadar anti-faşist oluşumların ilk toplantıdan sonra hareket kabiliyetlerinin tükendiğini gördük. Bu noktada HBDH, anti-faşist mücadelenin çekirdek örgütlenmesidir, temelidir. Faşizme karşı herkesin buluşması ulaşılması gereken bir noktadır ancak sadece en geniş kitleye ulaşmak yetmez, en geniş kitleyi faşizme karşı mücadele ettirmeniz de gerekir. Bu açıdan HBDH bir katalizördür. Faşizmi karşı mücadelenin en niteliksel örgütlenmesinin adresi iken en geniş anti-faşist kitle örgütlenmesinin de önemli bir sac ayağıdır.

Anti-faşist mücadelenin örgütlenmesinde birinci olarak birleşik mücadele güçlerinin ısrarı ikinci olarak en geniş cephede ısrarın örgütlenmesi gerekiyor. Faşist iktidara karşı en demokratik kitlesel hak eyleminden en kitlesel fiili meşru militan mücadeleye kadar bu zemin değerlendirilmelidir. En genişe ulaşma noktasında arayışları en geniş yerine kararlı anti-faşist buluşma sağlandığında hiç durmadan harekete geçme üzerine inşa edilmelidir. Faşizme karşı kurum, kişi fark etmeksizin buluşulan her anti-faşist bileşim eylem gücü açığa çıkarabilmelidir. Bu şekilde en geniş anti-faşist cephe oluşumu somut adımlar atabilir ve faşizmi yıkma noktasında önemli bir kitlesel güç haline gelebilir. En geniş anti-faşist mücadelenin birleşik mücadele aynasından yansıyarak örülmesi faşizmin atar damarlarını tıkayacak ve onu yıkacaktır.

İşçi sınıfı ve ezilen halk kitlelerine mesajınız nedir?

– AKP-MHP faşizminin bir çöküş dinamiği içerisinde olduğu kavramak gerekiyor. Ömür biçilmiş bir hastadan farkı kalmamıştır. İşçi sınıfı ve ezilen halklar bu gerçekliği görüp, birleşik devrim saflarına doğru yaklaşmalıdırlar. Faşizmi yıkmak, özgürlüğü kazanmak için tek yol birleşik devrimci mücadeledir. 2021 1 Mayıs’ı bu anlamıyla birleşik mücadele güçleri açısından, işçi sınıfı ve ezilen halklar açısından kritik öneme sahiptir. Faşizmin tam kapatma, yasaklarına karşı tam direniş, kesintisiz devrimci taarruz halinde olmak gerekiyor. Faşizmi kesin olarak yıkacağız. DKP/BÖG olarak bileşeni olduğumuz HBDH’la Türkiye ve Kürdistan devrimini gerçekleştireceğimize, zaferi kazanacağımıza inanıyoruz. İşçi sınıfı ve ezilen halkları faşizme karşı bu zaferi birlikte yaşamaya çağırıyoruz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*