HBDH Yürütme Komitesi Üyesi Tekin Yoldaş’tan 1 Mayıs’a çağrı: 2021 1 Mayıs’ında bütün alanları zapt edelim!

1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Bundan yıllar önce Amerikan işçi sınıfının başlattığı mücadele bugün dünya işçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin mücadelesinde büyümektedir, gelişmektedir. 2021 yılı dünya ve ülkemiz işçi sınıfı, emekçileri ve ezilenleri cephesinde önemli bir tarihsel dönemdir. 2021 yılı mücadelemiz açısından önemli fırsatların önemli direniş pratiklerinin yaşandığı bir yıl olmuştur. Bu anlamıyla 2021 1 Mayıs’ının yaklaştığı şu günlerde halkımıza, işçi sınıfına, emekçilere, ezilenlere, kadınlara, Kürt halkına çağrımız 1 Mayıs’ı en güçlü ve en görkemli şekilde sahiplenmesi ve örgütlemesidir. 8 Mart ve Newroz alanlarında faşist iktidarın büyük baskılarına, saldırılarına ve yasaklarına karşı Kürt halkı, kadınlar, gençler, işçiler, emekçiler görkemli bir şekilde alanları doldurdu. Bu yönüyle faşist iktidarın aslında savaş politikaları, inkâr politikaları ve imha siyaseti boşa düşmüş oldu. Bu anlamıyla 1 Mayıs’ı da aynı kararlılıkla aynı iradeyle en güçlü şekilde sahiplenmek ve örgütlemek görevimizdir. 1 Mayıs alanlarında işçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, gençlerin olması ve alanları en güçlü şekilde doldurması, faşist iktidarın yasaklarını tanımaması, onun sokağa çıkma yasağına karşı sokaklarda olması gerekmektedir. Bu yönüyle bu 1 Mayıs’a damgasını vuracak olan faşizmin yasakları karşısında direnişte, mücadelede ve devrimde ısrardır. 2021 1 Mayıs’ında Türkiye işçi sınıfı ve Kuzey Kürdistan halkı, kadınlar, emekçiler ve gençler faşist iktidara karşı 1 Mayıs alanlarını zapt etme iradesini ve kararlılığını ifade edecekler.

Bizler HBDH olarak 2020 15 Ekim’inde ilan ettiğimiz “Faşizmi Yıkalım Özgürlüğü Kazanalım” kampanyasının 1 Mayıs 2021’de birinci aşamasının finalini gerçekleştirmiş olacağız. 2021 1 Mayıs’ı bu anlamıyla da bir öneme sahip. Faşizmi Yıkalım Özgürlüğü Kazanalım kampanyası devam edecek ama birinci aşamasının finali 2021 1 mayısında gerçekleşecek. Bu 1 Mayıs’ta bulunduğumuz bütün alanlarda işçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin örgütlenmesi ve kendini ifade etmesi ve faşist iktidara karşı alanları zapt etmesini istiyoruz. Bütün gelişmeler bize şunu gösteriyor; ülke içerisinde her geçen gün meşruiyetini kaybeden, kitle desteğini kaybeden bir iktidar var. Kadınlar, gençler, emekçiler, ezilenler bu iktidardan rahatsız.

İktidar kendisini artık zorla, baskıyla, otoriterlikle ayakta tutuyor. Faşist iktidarın karşısında halk kesimlerinin büyüyen öfkesi birleşik devrim mücadelemize güç vermektedir. Bugün dağlarda direnen gerillalar, şehirlerde eylemleri örgütleyen milislerimiz, fabrikalarda-işçi havzalarında direnen işçiler, sokaklarda direnen kadınlar, geleceğine sahip çıkan gençler aynı amaç için mücadele etmektedir. Bu yönüyle bu mücadeleyi büyütmek ve zafere taşımak hedefimizdir. 2021 1 mayısının da bu hedefin pratikleşeceği, hayat bulacağı bir tarihsellik olması gerekiyor. Faşist iktidarın hem iç politikada hem de dış politikada hareket alanı daralmış durumdadır. İçeride toplumsal muhalefetin geniş tepkileri ile karşı karşıyadır. Yasaklarla, baskılarla kendini var etmeye çalışmaktadır. Dış politikadaysa Amerikan emperyalizmi ile Rusya arasındaki çelişkiye oynama ve o çelişkiden kendini var etme siyasetinde sonuna gelmiş durumdadır. Bu açıdan iktidarın artık hareket alanı daralmıştır. Bu çelişkilerden beslenerek Ortadoğu halklarına, bölge halklarına saldırma ve onlarda işgal politikalarını derinleştirmek artık başarısız olacaktır.

2021 yılının başında gerçekleşen Gare operasyonu faşist iktidar açısından büyük bir askeri başarısızlık olmuştur. Gerillanın direnişi faşizmin işgal saldırılarını boşa çıkartmıştır. Bu yönüyle askerî açıdan Gare işgal saldırı karşısında gerillanın görkemli direnişiyle faşist iktidarın işgal siyaseti boşa düşmüştür. Bu yönüyle önümüzde ki dönem yeni işgal saldırıları hazırlığında olan faşist iktidar eskisi kadar cesur, eskisi kadar saldırgan olamayacaktır. Çünkü işgal saldırıları karşısında yaşadığı başarısızlık onda büyük bir kırılma yaratmıştır. İktidarın hesabı bu Gare işgaliyle beraber Türkiye’deki toplumsal muhalefeti, kadınları, gençleri, işçileri, emekçileri bastırmak, onları sindirmek ve faşizmin politikalarını derinleştirmekti.

Bu anlamıyla gerillanın başarısı onlara karşı örgütlenen toplumsal muhalefete güç vermiştir. Yine gençlik cephesinde gelişen eylemler Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin başlattığı direniş, Boğaziçi öğrencilerinin iktidarın baskılarına karşı, iktidarın atadığı kayyum rektöre karşı direnişi bugün önemli bir tarihi geride bıraktı. Yüzüncü gününe ulaştı bu direniş. Bu anlamıyla şunu gösteriyor. Faşist iktidarın bütün baskılarına ve bütün yasaklarına rağmen gençlik cephesinden onun yaratmaya çalıştığı itaat eden ve faşizmin hegemonyasını kabul eden gençlik kitlesi yerine mücadele eden, faşizmin baskılarını kabul etmeyen ve geleceğine sahip çıkan bir gençlik iradesi var. Bu anlamıyla Boğaziçi öğrencilerinin direnişi de 1 Mayıs’ta faşizmi yıkma özgürlüğü kazanma mücadelesi veren bizlere ve halkımıza umut olmaktadır.

Yaşanan ekonomik kriz ve korona virüs pandemisiyle beraber şu ortaya çıktı; Türkiye’de yoksulun daha da yoksullaştığı zenginin daha da zenginleştiği bir düzen var. Faşizm işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin geleceğini gasp etmekte, onları kötü koşullarda çalışmaya kötü koşullarda-pandemi koşullarında onların geleceğini çalmaya devam etmektedir. Bu açıdan da şunu diyebiliriz ki; bütün yasaklarını, sokağa çıkma yasağını, eylem yasaklarını pandemiyle gerekçelendiren siyasi iktidar kendi kongresini alabildiğince bütün şaşaasıyla gerçekleştirmiştir. Onun kongresi bu virüsün yayılmasını, yaygınlaşmasını artırmışken şimdi 1 Mayıs kutlamaları, işçi sınıfının 1 Mayıs alanlarında olması, güçlü ve örgütlü bir şekilde siyasi iktidarın karşısına çıkacak olması faşizm cephesinde büyük bir korku yaratmaktadır. O yüzden faşizm 1 Mayıs’ı yasaklamak istemektedir. Ancak şu bilinmelidir ki Türkiye devrimci hareketinin, Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinin uzun bir mücadele tarihi var. 1 Mayıs bu mücadele tarihi içinde tarihsel bir öneme sahiptir. 1 Mayıs deyince akla Taksim Meydanı gelir. Bu 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı da dahil Türkiye’nin her tarafında her yerde 1 Mayıs’ı en güçlü şekilde sahiplenmek, 1 Mayıs’ı işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin mücadelesinde hak ettiği gibi en güçlü şekilde örgütlemek bizlerin hedefidir. Bu açıdan Halkların Birleşik Devrim Hareketi olarak 1 Mayıs’ı örgütlemek ve sahiplenmek gerektiğini belirtmek isteriz. Çünkü 1 Mayıs’ın sahiplenilmesi aynı zamanda Kürt halkının özgürlük mücadelesini sahiplenmektir. Sokakta infaza uğrayan, özgürlük mücadelesi veren Kürdün geleceğini sahiplenmektir. İstanbul Sözleşmesi’nin yasaklanmasıyla hakları gasp edilen, katliama uğrayan kadınların haklarını sahiplenmektir. Direnen Migros işçilerinin haklarını sahiplenmektir. Direnen maden işçilerinin haklarını sahiplenmektir. Üniversitesine sahip çıkan Boğaziçili öğrencilerin haklarını sahiplenmektir. Bu anlamıyla bu 1 Mayıs’ta birleşik devrim mücadelesinde faşizme karşı direnen, faşizme karşı özgürlük mücadelesi veren direniş odaklarının buluştuğu ve faşizme karşı bunların örgütlü bir duruş sergilediği 1 Mayıs olacaktır. Bu açıdan biz 1 Mayıs’ı en güçlü şekilde sahiplenmenin ve örgütlemenin tarihsel bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Nasıl 8 martta ve Newroz’da halkımız en güçlü şekilde, görkemli bir şekilde faşizmin karşısına çıktıysa birleşik devrim mücadelesinde bu direniş dinamikleri buluşmalı ve birleşmelidir. Ne olursa olsun yasaklar tanınmamalıdır, yasaklara karşı alanlarda olunmalıdır. 1 Mayıs tarihsel anlamına uygun bir şekilde, yani kapitalizm ve onun sömürü düzenine karşı bir savaş günü olarak, bir mücadele günü olarak, bir direniş günü olarak en güçlü şekilde sahiplenilmelidir. Faşizm o gün sokakları yasaklayabilir, alanlara çıkmayı yasaklayabilir, 1 Mayıs’ın zayıf geçmesi için çabalayabilir bunların önemi yok. Herkes sokakta, evinde, balkonunda, bulunduğu her alanda 1 Mayıs’ı yaşatmalı ve 1 Mayıs’ı yansıtmalıdır. 1 Mayıs alanında olmak için, 1 Mayıs’ta alanlarda olmak için faşizmin yasaklarına karşı İstanbul’un Ankara’nın İzmir’in Amed’in sokaklarını direniş alanına çevirmektir. Bu yönüyle faşizmin yasaklarının kabul edilmediği, faşizmin 1 Mayıs’ı yasaklama çabasının boşa düşürüldüğü bir 1 Mayıs örgütlenmelidir. Halkların Birleşik Devrim Hareketi olarak bu bilince sahibiz. 1 Mayıs’ı en güçlü şekilde örgütlemenin, faşizme karşı faşizmi yıkma özgürlüğü kazanma iradesinin somutlaştığı bir tarihsel atılım süreci olarak görmek gerekiyor. 1 Mayıs mücadelesi tek başına o tarihle, o günle sınırlı değildir. Bugünden başlayarak her gün halkı örgütleyerek, emekçileri örgütleyerek, gerçekleri halkımıza anlatarak, faşizme karşı mücadele etmenin ve savaşmanın gerekli olduğunu anlatarak halkı bu bir avuç zorba iktidarına karşı örgütlemeliyiz. Çünkü halkımız şu gerçeği bilmelidir; çaresiz değiller, devrimciler var. Devrimciler onlarla beraber mücadele etmektedir. Faşizmi yıkma mücadelesinde zafer bizler için yakındır. Bu açıdan 2021 1 Mayıs’ında birleşik devrim bayrağını daha da büyütmek ve örgütlülüğü daha da yükseltmek için tüm mücadele alanlarında faşizmin yasaklarını tanımamak, faşizme karşı direnenlerin birleştiği faşizme karşı mücadele edenlerin, diz çökmeyenlerin ortaklaştığı 1 Mayıs örgütlenmelidir. Bu açıdan 1 Mayıs’ın kazanılması demek faşizme karşı bu mücadelenin kazanılması anlamına gelecektir. Bu mücadelenin zafere giden önemli bir durağı olacaktır 1 Mayıs. Bizler, HBDH olarak 15 Ekim tarihinden itibaren “Faşizmi Yıkalım Özgürlüğü Kazanalım” kampanyasını ilan etmiştik. Bu kampanya, bu devrimci seferberlik hamlesi kapsamında hamleyi büyüten, örgütleyen eylemlere imza attık. Sokaklarda ve her yerde birleşik devrimin hayaleti Türkiye ve Kürdistan topraklarından, dağlarından başlayarak ovalarına inerek şehirlere yayılmıştır. Birleşik devrim hayaleti Taksim’de ve Türkiye’nin 1 Mayıs alanlarında olacaktır. Oralarda kararlı bir şekilde kendini ifade edecektir. Bu açıdan bu mücadeleyi daha da büyütmek mücadelenin asıl sahibi olan halkımıza, emekçilere, işçi sınıfına taşımak 1 Mayıs’ta temel hedeflerimiz arasındadır. Elbette faşizm bu 1 Mayıs’ın zayıf geçmesi için, güçlü olmaması için uğraşacaktır. Onun yasakları olacaktır, gözaltıları olacaktır, terörü olacaktır. Ama biliyoruz ki bizi güçlü kılan bu ülkede ki işçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin tarihsel ve siyasal haklılığıdır. Tarihsel ve siyasal haklılığımıza dayanarak faşizmi yıkmak özgürlüğü kazanmak mücadelesini daha da büyüteceğiz. Bizlerin mücadelesi faşizmin korkusudur. Bu açıdan bugünden başlayarak her gün en güçlü şekilde örgütleyerek 1 Mayıs’ı tarihsel anlamına uygun bir şekilde sahiplenerek onu bir mücadele ve devrimci savaş gücü olarak daha ileri taşıyacağız. Faşizmin, zulmün kalelerini yıkacağız. Faşizmin baskısına, sömürüsüne karşı bütün alanları 1 Mayıs kararlılığıyla zapt edeceğiz. Birleşik devrimin sesi İstanbul’da Ankara’da Amed’de Türkiye ve Kürdistan’ın bütün topraklarında o gün yankılanacaktır. Bu mücadelede ölümsüzleşen, şehit düşen bütün yoldaşlara en büyük bağlılığımız 1 Mayıs 2021’i onlara ve onların iddialarına layık bir şekilde örgütlemek olacaktır.

Yaşasın 1 Mayıs!

Biji Yek Gulan !

Yaşasın Birleşik Devrim Mücadelemiz!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*