Günlerin getirdiği baskı ve zulüm bitecek – Umut Keçer

2021 yılı devrim ve karşı devrim güçleri arasındaki mücadele açısından safların daha da netleştiği bir yıl olarak başladı. Bütün dünya da olduğu gibi Türkiye ve Kürdistan topraklarında da gelişmeler böylesi bir seyir izlemektedir. Faşist iktidarın bütün planı Türkiye topraklarında dikensiz gül bahçesi yaratmak ve devrimci güçleri zayıfsız düşürmektir. Sınıf mücadelesinin gelişim dinamikleri açısından faşizmin planları boşa düşmüş durumdadır.

Bütün yasaklara ve engellemelerine rağmen işçi sınıfı, emekçiler, kadınlar, gençler ve Kürt halkı faşizm karşısında diz çökmemiştir. İşçi sınıfı cephesinden birbirinden bağımsız gelişen direniş dinamikleri önemli bir barometredir. Aynı zamanda işçi sınıfı ile sermaye arasındaki çelişkiler daha da derinleşmektedir. Kadınlar, faşizmin İstanbul sözleşmesinden ayrılma kararına karşı önemli bir mücadele dinamiği olarak alanlarda direniştedirler.

Üniversite gençliğinin Boğaziçi üniversitesinde AKP yanlısı rektöre karşı başlattığı direniş dört ayı geride bırakırken iktidarın bütün engelleme çalışmalarına rağmen öğrenciler direniş çizgisinden vazgeçmemekteler. Kürt halkı bütün baskılara rağmen özgürlük hareketi ve onun önderini sahiplenmekte ısrar etmektedir. Son Newroz katılımı bunun büyük bir ispatıdır. Faşist iktidarın bütün askeri operasyonlarına rağmen gerilla alanlarında faşizme karşı görkemli bir direniş var.  Gerilla son olarak gerçekleşen Gare zaferi ile birlikte faşist iktidarın işgal politikaları karşısında önemli bir başarı kazanmıştır.

Faşist iktidar açısından ekonomik ve siyasal çelişkilerin daha da derinleştiği bir süreç yaşamaktadır. Döviz kurlarındaki hareketlilik, birbiri ardına görevden alınan ekonomi yöneticileri bunun kanıtıdır. Ekonomik ve siyasi krizle birlikte daha yoğun bir şekilde kendi iç çelişkilerini belirginlik kazanmaktadır. AKP-MHP faşist ittifakı yaşanan korona virüs pandemisi ile birlikte her geçen gün toplumsal desteğini daha fazla kaybetmektedir. İşçi sınıfının yoğun emek sömürüsü, Kod-29 gibi uygulamalarla pademi koşullarında her an işsiz kalma tehditiyle karşı karşıya kalan sınıf öfkesi büyümektedir.

Dış politika da ise Amerika ve Rusya ekseninde oluşan cepheleşmenin arasında kalmış bir iktidar vardır. İki tarafla da ilişki kurarak çelişkilerden yaralanma politikasının sonuna gelinmiş bulunmaktadır. Faşist iktidar geleneksel olarak güçlü ilişkileri olan Amerika ekseni ile özellikle 15 Temmuz sonrası daha güçlü ilişkiler kurduğu Rusya ekseni arasında bir tercih yapmak zorundadır. Belki de süreç bu kadar Türkiye iktidarının belirleyiciliğinde ilerlemeyecek taraflardan biri onu tercih etmeyecektir. Ancak bu çelişkili durumun ortadan kalkması dış politikada da eskisi gibi rahat hareket etme zeminini ortadan kaldıracaktır. Şimdiye kadar iki tarafıda idare etme siyaseti gelinen aşamada tıkanmış durumdadır.

2021 1 Mayıs’ı böylesi bir tarihsel döneme öngelen bir dönemde yaklaşıyor. 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Bu 1 Mayıs’a damgasını vuracak olan faşizme karşı emek ve özgürlük mücadelesinde ısrar olacaktır. Birleşik mücadele güçleri faşizmin yıkılması için örgütlenmenin ve mücadelenin adresi olarak ön plana çıkmaktadır.

Yaşanan bütün gelişmeler içeride ve dışarıda sıkışmış bir faşist rejime işaret etmektedir. Devrimciler rolünü doğru oynarsa önemli olanaklar ve mevziler elde edeceğimiz önemli bir gerçektir.

İşçi sınıfı, emekçiler, kadınlar, gençler ve ezilen halklar faşist iktidarın saldırıları karşısında özgürlük ve emek mücadelesini 1 Mayıs alanlarına taşımalıdır. Faşizmin karşısında 1 Mayıs’ta sokakta olmakta ısrar ve  örgütlenmeyi ileri taşımak önemli bir duruş olacaktır. Siyasal süreç devrimcilere bedel ödeyecekleri ve ödedikleri bedelin karşılığı olarak hesap soracakları bir tarihsel döneme girildiğinin işaretlerini vermektedir. Tam da bu noktada birleşik devrim mücadelesinin önemi ve değeri daha çok belirginlik kazanmaktadır. Birbirinden bağımsız olarak gelişen dinamiklerin buluşması ve ortak mücadeleyi büyütmeleri onların matematik toplamından daha büyük bir enerjiyi açığa çıkaracaktır.

Birleşik Mücadele Güçleri çalışması bu yönüyle 1 Mayıs sürecinde önemli bir inisiyatif alarak süreci örgütlemeli ve 1 Mayıs’ın tarihsel anlamına uygun bir şekilde örgütlenmesi için iradeci müdahale merkezi olmalıdır. Tarihsel süreç birleşik mücadele güçlerini göreve çağırmaktadır. Faşizme karşı direniş güçlerini örgütlemek ve faşizme karşı sevk etme sorumluluğu belirginlik kazanmaktadır. Faşist iktidar pandemi gerekçe göstererek 1 Mayıs gününde sokağa çıkma yasağı ilan ederek işçi sınıfının mücadele gününün diğer toplumsal direniş dinamikleriyle buluşması engellemeye çalışmaktadır. Bütün bu gelişmeler birleşik mücadele güçlerinin tarihsel sorumluluğunu daha da arttırmaktadır. İşçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, ezilen halklar ve bütün ezilenler 1 Mayıs sürecini en güçlü şekilde sahiplenmelidir. Günlerin getirdiği baskı ve zulmün son bulması için 1 Mayıs’ı güçlü bir şekilde örgütlemeli mücadeleyi yükseltmeliyiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*